Bolkar Dağları
Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Bolkar Dağları’nın uzunluğu yaklaşık
Aladağlar
İldeki dağların en yüksek tepelerinin bulunduğu Aladağlar, kuzeydoğu yönünde yaklaşık
Bolkar Dağları
Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Bolkar Dağları’nın uzunluğu yaklaşık
Aladağlar
İldeki dağların en yüksek tepelerinin bulunduğu Aladağlar, kuzeydoğu yönünde yaklaşık
Adana çevresindeki bitki örtüsü, Akdeniz iklim özelliklerini taşır. 700-
800 m’den başlayan ormanlar, daha alçak düzeylerde yayvan yapraklı ağaçlardan (çoğunlukla meşe), daha yükseklerde ise iğne yapraklı ağaçlardan (sedir) oluşur. Yaz mevsiminin kuraklığı ve uzunluğu bitki örtüsündeki çeşitliliği azaltır.
Akdeniz Bölgesinin en büyük ırmakları olan Seyhan ve Ceyhan, Adana toprakları içinden akar. Düzensiz rejime sahip olan Seyhan Nehri; Toros Dağları’ndan Zamantı adıyla çıkar, çeşitli kollardan sonra Göksu ile birleşerek Seyhan adını alır ve batıda İçel sınırında Deli Burnu’nda denize dökülür. Seyhan Nehri’nin uzunluğu
Ceyhan Nehri (
İlde bulunan Seyhan Barajı ve gölü, Kozan Barajı ve gölü, Nergizlik Barajı ve gölü, Çatalan Barajı ve gölü ülke genelinde de önemli barajlar arasındadır. Güneyde kıyıda denize açılan Ağyatan, Akyayan, Akyatan ve Tuzla Gölü gibi birkaç kıyı gölü ile birlikte, Aladağlar üzerinde Yedigöller adı verilen küçük buzul göllerle, Karaisalı ilçesi yakınlarındaki Barak Köyü sınırları içinde alabalığıyla ünlü Karstik Dipsiz Göl bulunmaktadır.

Başlangıçta, Polis Dairesi’nde hizmet veren müze, 1928’de Taşköprü başındaki günümüzde yıkılmış durumda olan Caferpaşa Camii Medresesi’ne, daha sonra Kuruköprü’deki Rum Kilisesi’ne taşındı. 1935′te bir Etnografya salonu eklendi. 1950 yılında günümüzdeki Etnografya Binası’na taşındı. 1960′ta bu bina istimlak edildi. 1966′da Kültür Parkı’nda yeni bir müze binası yapımına başlandı. 1972’de ise günümüzdeki binasına hizmet vermeye başladı. Alyanakzade Halil Kamil Bey ve Ali Rıza Yalman müzenin gelişimine büyük katkıda bulunmuş müze müdürleridir.
Adana Arkeoloji Müzesi’nde, Tarsus-Gözlükule, Mersin-Yümüktepe, Milis, Karatepe, Soğuksutepe vb. höyük ve iskân yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda çıkan eserler ile Adana ve çevresinden derlenen eserler bulunuyor. Bunlar prehistorik (tarih öncesi), Hitit, Asur, Fenike, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait heykel, Devamı İçin Tıklayın »
Arkeolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkan bilgilere göre Çukurova Bölgesi’nde çok eski devirlerden beri yüksek kültürlü medeniyetlerin yaşadıkları bilinmektedir.
Çukurovanın belirgin tarihi Kitvanza Krallığı ile başlamaktadır. Bu konuda Hitit Devletine ait kitabelerden bilgi alınmıştır. Bu Krallık M.Ö. 1335 yıllarında Hititlerin himayesine girmiştir.
Hitit Devletinin M.Ö. yaklaşık 1191-1189 yılları arasında batıdan gelen akınlarla yıkılması ile birçok küçük krallıklar ortaya çıkmıştır. Sırasıyla Kue Krallığı, Asurlular, Klikya Krallığı, İranlılar, Makedonyalılar, Selokidler, Çukurova Korsanları, Romalılar hakim olmuştur. Romalılar zamanında Çukurova ve Adana’nın geliştiği söylenebilir. Çünkü burada yapılan büyük köprüler, yollar ve sulama tesisleri ile başta Adana olmak üzere Çukurova oldukça gelişmiş ve önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Roma İmparatorluğunun yıkılışı ile birlikte İlk Çağ devri de kapanmıştır.
İlçe sayısı 13 olan Adana’nın 46 Belediyesi, 550 köyü bulunmaktadır. 05.06.1986 tarihinde çıkarılan 3306 sayılı yasa ile Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur. 28.10.1996 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Osmaniye ilçesi Adana‘dan ayrılarak İl olmuş, Adana‘nın Kadirli, Düziçi, Bahçe ilçeleri Osmaniyeye bağlanmıştır. Devamı İçin Tıklayın »

Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da mümkündür.
Bu kültür sentezini oluşturan etkenler içinde Hitit kültürü ağırlıklı bir yer tutmakla birlikte, diğer ulusların verdiği katkılarla da tarih boyunca zenginleşmiştir. Burada hüküm sürmüş 10 medeniyetin etkileri Adana’nın kültür yaşamında, hala görülmekte ve hissedilmektedir. Adana ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle göçebe, Türkmen ve yörük aşiretleridir. Devamı İçin Tıklayın »
EĞİTİM
Çukurova yöresinde eğitim ve öğretimle ilgili yapılan araştırmalar insanlık tarihi kadar eskidir. En eski yazılı kaynak Hititlere kadar gitmektedir. Yörede yaşayan her medeniyet kendilerinden önceki medeniyetlerin etkisi altında kalarak kendilerine özgü bir medeniyet yaratmıştır, bu durum onların eğitimlerine etki etmiştir. M.S.7. yüzyılda Adana’ya İslam medeniyeti hakim olmuş, buralara boylar halinde Türk göçerleri yerleştirilmiştir. Bunlar yerleşik düzende olmadıkları için eğitimle ilgili hiçbir yazılı belgeye rastlanmamıştır. Ancak M.S. 1500 yıllarında Ramazan oğlu Beyliği’nin kurulması ile birlikte bu konuda yazılı belgeler mevcuttur. Bu dönemde Çukurova’yı ziyaret eden Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şöyle demektedir: Adana’da mescitler ve 22 medrese ile iki Dar’ül-Hadis ve bir Dar’ül-Kurra vardır. Bunların uleması çoktur ve halkı sünnet ehli olup,müsalihtir. Kırk iki mektepte çocuklar ve yavrular alfabe okurlar. 1839 yılındaki Tanzimatın ilanına gelinceye kadar okullarda Hadis, Kuran ve temel dini bilgiler verilmekte idi. Bu tarihten sonra dini okulların yanında Avrupai okullar ve azınlık okulları da açılmıştır.
20. yüzyılın başında Çukurova’da 150 ilk ve orta dereceli okul, bir erkek lisesi, bir Hamidiye Sanayi Mektebi(Sanat Okulu), bir Erkek Öğretmen Okulu, azınlıklara ait iki İdari Rüştiye, iki Rüştiye, bir Cizvit Fransız Rervavsiye, Saimbeyli’de lise düzeyinde eğitim veren bir Amerikan Kız Koleji, Adana merkezde Amerikan Kız Koleji, Kadirli’de İspanyol Cizvit misyonerlerine ait bir okul, Ermeni kız çocuklarının bakımı için “Derrileytan” bulunmaktadır. Devamı İçin Tıklayın »