SELÇUKLU ESERLERİ

 

Selçuklular döneminden günümüze kadar gelen en önemli eser Taş Medrese (Taş Camii), Çeşme ve Kervansaraydan ibaret külliyedir. Aynı dönemde inşa edilen hamam ise günümüze ulaşamamıştır.

 

TAŞ CAMİİ

 

Eski Afyon-Konya yolu üzerinde ön yüzü tamamen kesme mermer kaplı, süslü ve istitallatlı mermer kapı takı ile Selçuklu sanat eserlerinin en güzellerinden biridir. Büyük bir kubbe etrafında tonoz kemerli odalar ve sofalar ile bir küçük kubbeli müderris odası simetriği çeşmelerden ibaret binanın iç kısmı ve özellikle mescit ve dershane kısmı olan büyük kubbe ve iki sofası ve mihrabı ile birlikte mozaik çok ince zevkli çinilerle süslü yapılmıştır. Kemerler ve kubbe kuşağı çinilerinden ve mihraptan bir kısım çiniler düşmüş olmakla beraber kalanlar eserin değeri hakkında bir fikir vermektedir.

 

Cümle kapısı üzerinde halen Selçuk sülüsü ile iki satırlık Arapça hitabesi şöyledir. “Emere bi-imareti hazıl-medresetül-mübarek fi eyyami devletüs-Sultan el azam sıllullahi fil alem Gıyasüddünya ved-din.

 

Keyhüsrev bin Kılıçaslan halled-allaha Sultana el-Abdür zaif el muhtacı Rahmetullahi teala Ebül-Mücahid Yusuf bin Yakub gafferullahu zenube fi sene seba ve seb’ine ve sittemie.”

 

Kapı kemerinin üzerinde ve sarkıtların altında bir para arması ve iki tarafında “Amele OÄŸul Bey bin Mehmed Bey” yazısı vardır. Çaylıların TaÅŸ cami dedikleri binanın doÄŸu köşesinde çeÅŸmesi ve batı köşesine de müderris odası eklenmiÅŸtir. Müderris odasının pencere söveleri de kesme mermerden ve nakışlıdır.

 

 

Medresenin karşısında bulunan hamam uzun zaman bakımsız kalmış ve yıkılmıştır. Son zamanlarda yapılan düzenlemelerle hamamın olduÄŸu yer geniÅŸ bir cadde haline getirilmiÅŸtir. Tamamen yok olan bu hamamın yerine, caminin giriÅŸ kapısının karşısına, iki yolun kesiÅŸtiÄŸi bölüme 80′li yıllarda ÅŸadırvan inÅŸa edilmiÅŸtir.

 

 

KERVANSARAY

 

Medresenin doğusundadır. Medrese kapısıyla bir hizada bulunan cümle kapısıyla yazlık kısım harabolmuş ve yalnız kışlık kısım kalmıştır. Kalın payandalarla desteklenmiş dört duvar ve on altı filayağı üzerine tonoz kemerlerle örtülmüş dam ve ortada bir ışıklık kubbesi vardır. Siyah köfeke taştan kapı takı üzerinde iki satırlık kitabesi şöyledir.

 

“Emare bi imareti hazel han fi eyyamı es-sultanel-azam Gıyasüddünya ved-din Keyhüsrev bin Kılınçaslan Halledalla hu”.

 

Devlete el-abdüz-zaif Yusuf bin Yakub gaffer Allahü sünabe bi tarih sene seb’a ve seb’ine ve sittemie.”

 

Aynı mimarın eseri olduğunu gösteren para arması hanın iç kapısı üzerinde de görülür.

 

Belki medrese kapısından daha yüksek bir sanat eseri olduğundan hiç şüphe olmayan kervansarayın dış kapısından bugün bir iz kalmamış, son yüzyıl içinde yıkılıp gitmiştir.

 

Medrese aynı zamanda cami, müderris ve molla odaları, mutfak kısımları, hamamı ve kervansarayı ile çok önemli bir külliye olan bu kıymetli eserler kitabelerinden öğrendiÄŸimize göre III. Gıyasettin Keyhüsrev’in emriyle beylerden Ebulmücahid Yakup oÄŸlu Yusuf Bey tarafından mimar Mehmet Bey oÄŸlu OÄŸul Bey eliyle miladi 1278 (Hicri 677) yılında yapılmıştır.

 

Mayıs 1277’de EmirdaÄŸ Yenikapı geçidinde Cimri’nin yakalanıp idam edilmesiyle sona eren askeri yürüyüş ile Bolvadin’den Çay DeÄŸirmeni’ne gelen Gıyaseddin Keyhüsrev ve Sahipata Fahreddin Ali Batı Anadolu’yu, Orta Anadolu’ya baÄŸlayan bir düğüm noktası olan burada da ünlerini ölümsüzleÅŸtirecek olan bu eserlerin yapılmasını Yusuf Bey’e emretmiÅŸlerdir. Bu savaÅŸta yararlıklar gösterdiÄŸi, Yusuf Bey’in çok zengin ve kuvvetli bir askeri birliÄŸe sahip olduÄŸu anlaşılmaktadır.

 

Selçuk tarihlerinde Yusuf Bey, babası Yakup Bey ve mimar OÄŸul Bey haklarında hiç bir bilgi bulunmamaktadır. Külliyenin Vakıfnamesi de bilinmemektedir. Yalnız Osmanlılar devrinde Tanzimat-ı Hayriye’den sonra bir düzen verilmek istenilen vakıflar arasında Çay’daki medrese müderrisleri ile yapılan hesaplaÅŸma ve onarım iÅŸleri denetlemesinde Göllüharb, İnyaka, Çamurharkı ve Elvar adındaki dört köyde icarları medreseye vakıf 1692 dönüm tarla, 58 dönüm çayır bulunduÄŸu kaydediliyor.

 

Yusuf Bey’in ne kadar zengin bir adam olduğunu anlatan bu bilgiden başka, yıkılan hamamın iki adet halvet ve üç yanda sofa ve ortada büyük göbek sofası ve dışında soyunma yeri ve külhan olarak belirtilmektedir.

 

Cumhuriyet döneminde Taş Camii, Vakıflar İdaresince onarılmış ve kubbeleri kurşunla kaplanmıştır.

 

Â