Antalya’nın bilinen kronolojisi:
M.Ö. 700 - 546: Lidyalılar Dönemi
M.Ö. 546 - 336: Persler Dönemi
M.Ö. 336 - 301: Helenistik Dönem
M.Ö. 301 - 188: Selökid Krallığına bağlı Pleistarkos Devlet Yönetimi
M.Ö. 188 - 65: Pamfilya Korsanları Dönemi
M.Ö. 65-MS 395 : Roma Dönemi
M.S. 395 : Bizans Egemenliğinin Başlaması.
M.S. 655 : Antalya önlerinde Bizans ve İslam Donanmaları arasında Zat-el Şenari Savaşı yapılması.
M.S. 1085 : Süleyman Åžah’ın Antalya’yı alması.
M.S. 1103 : Bizans Ordusu’nun, Antalya’yı Anadolu Selçuklularından geri alması.
M.S. 1206 : Anadolu Selçukluları’nın Bizans’tan ÅŸehri geri alması.
M.S. 1207 : Antalya Åžehri’nin tümüyle Selçuklulara geçmesi.
M.S. 1221 : Keykubad’ın, Antalya Körfezi’nin doÄŸusundaki Kalanorasa’yı ele geçirmesi.
M.S. 1308 : Antalya’da Teke BeyliÄŸi’nin kurulması.
M.S. 1361 : Antalya’nın, Kıbrıs Krallığına baÄŸlanması.
M.S. 1373 : Mehmet Bey’in Antalya’yı geri alması.
M.S. 1426 : Antalya Bölgesinin tamamen Osmanlı Devletine bağlanması.
M.S. 1510 : Hasan Halife ve adamlarının, Antalya’nın Kızılkaya nahiyesini basıp yaÄŸmalaması.
M.S. 1808 : Antalya’da Kadı PaÅŸa isyanı çıkması ve bastırılması.
28 Mart 1919 : Mondros mütarekesi uyarınca, İtalyanların Antalya’yı iÅŸgal etmesi.
31Mayıs 1921 : İtalyan birliklerinin Antalya’dan çekilme kararı alması.
1Haziran 1921 : İtalyanların, Antalya’yı boÅŸaltmaya baÅŸlaması ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulması.
M.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı, Roma İmparatorluÄŸu’na katılır. Bundan sonra bölgede korsanların ve korsanlara ait küçük kentlerin önemli rol oynadığı bir devir baÅŸlar. M.S. 2. yüzyıldan itibaren bölgede hıristiyanlığın yayılmaya baÅŸladığını görüyoruz. Bizans egemenliÄŸi sırasında, M.S. 5. ve 6. yüzyıllara kadar Antalya’nın yeni bir geliÅŸme devri geçirdiÄŸi biliniyor. Bu yüzyıllarda kent, surların dışına kadar taÅŸmış. M.S. 7. yüzyıldan itibaren bölgede müslüman Araplar etkili olmaya baÅŸlamış. 1120-1206 yılları arasında ise Antalya yine Bizanslıların eline geçmiÅŸ. 1120′de Bizanslılar tarafından zapdedilen ÅŸehir, 1207′de Selçuklu Sultanı ı. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kuÅŸatıldı ve Kıbrıs Kralı’nın Kumandanı Gautiler de Montbeliard’ın kaleye yardıma koÅŸmasına raÄŸmen, burası Türklerin eline geçti.1207 yılında Selçukluların kente hakimiyeti ile Antalya’da Türk-İslam Dönemi baÅŸlar. Antalya’nın Osmanlı denetimine giriÅŸi I.Murat zamanında olur. Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı yönetiminde kalan Antalya, Teke Sancağı’na baÄŸlı önemli bir liman kenti olarak varlığını sürdürür.
Â
Kaleiçi’ndeki Osmanlı sokakları.Her ne kadar 1215′te Gautler de Montbellard Kıbrıs’tan getirdiÄŸi kuvvetlerle ÅŸehri ele geçirip Türkleri kılıçtan geçirdiyse de, Antalya 1. Keyhüsrev tarafından geri alındı. XII. yüzyıl sonlarında Selçuklu Devleti sona erince Isparta ve Antalya arasındaki topraklar Teke AÅŸireti’nin bir kolu olan HamidoÄŸulları’nın egemenliÄŸine girdi. Antalya’yı ele geçiren İlyasbeyoÄŸlu Dündar Bey, buranın yönetimini, kardeÅŸi Yunus Bey’e bıraktı. Yunus Bey’in oÄŸulları, Antalya’da hüküm sürdüler. HamidoÄŸulları’nın bu ikinci kolu TekeoÄŸuları adıyla anılır. Kıbrıs Kralı Pirre, 1361′de Antalya’yı ele geçirdiyse de, TekeoÄŸulları’ndan Mehmed Bey, 1373′de ÅŸehri geri aldı. Bunun oÄŸlu Osman Bey zamanında Antalya, Yıldırım Bayezıd, buranın yönetimini Firuz Bey’e verdi (1391). Ancak Antalya’nın Osmanlılara geçiÅŸi konusunda kaynaklara tek bir tarih göstermemektedir ( Oruç Bey ve NeÅŸri’ye göre 1389-1392; İbni Kemal’e göre 1391).
Ankara Savaşı’ndan sonra (1402) Teke ve KaramoÄŸulları’nın Antalya’yı ele geçirme giriÅŸimleri boÅŸa çıktı. Antalya, Anadolu eyaletinin Teke Sancağı’na merkez oldu (Elmalı ile birlikte.) II. Bayezıd devri sonlarında ÅŸehzade Korkud, bu sancağın başında bulunuyordu. Babası ölünce tahta çıkan Selim’e karşı (Yavuz ) burada ayaklandı. Alanya ise Fatih döneminde 1471 yılında Gedik Ahmed PaÅŸa tarafından alınmıştı.
XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’yı gezen Evliya Çelebi, üç yanı bahçelerle çevrili ÅŸehrin kale içinde dar sokaklı, 3 bin evli dört mahallesi, kale dışında ise, kuzeyde 20 Türk, 4 Rum Mahallesi bulunduÄŸunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak büyüklükte olduÄŸunu yazar.
Osmanlı Devleti’nin Abdülmecid devrinde (1847) çıkarmaya baÅŸladığı salnamelerde (bugünkü anlamıyla yıllık ) Antalya, Konya’ya baÄŸlı olması sebebiyle ” Teke Sancağı” adıyla geçmektedir.
XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleÅŸtirildiÄŸi Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine baÄŸlanan bin sancağın (Teke) merkezi oldu. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız bir sancak haline girdi. Mütareke döneminde ÅŸehir, bir aralık İtalyanların iÅŸgali altındaydı. İtalyanlar Antalya halkına, kendilerini Türk dostu olarak göstermeye çalışıyorlardı. Bu amaçla, Yunan iÅŸgali bölgesinden Antalya’ya gelen göçmenlere ve yoksul halk tabakalarına çeÅŸitli yardımlarda bulunuyor, ayrıca yollar ve okullar açıyorlardı. Çiftçiyi ve taciri kendi tarafına çekmek isteyen İtalyanlar, gerekli kredileri vermek üzere Banco Di Roma’nın Antalya’da ÅŸubelerini açmaktan geri durmadılar. Ancak ÅŸehir çok geçmeden boÅŸaltıldı ve 9 Temmuz 1921 tarihinde Anadolu Hükümeti’ne baÄŸlandı. Cumhuriyeti’in ilanından sonra ise Antalya vilayeti kuruldu.
Â
Antalya ÅŸehriAntalya, XIX. yüzyıl sonunda Konya Vilayetinin sancağı durumundaydı.İdari bakımdan 5 kaza ve 9 nahiyeye ayrıldı.. Toplam köy sayısı 549 idi. Sancak toplam nüfusu 224 kiÅŸiydi. Bu nüfusun 15 binini Yörükler oluÅŸturuyordu. Yörük kelimesi, yürüyenler anlamına gelirdi. Bunlar kışı ovalarda, yaz aylarının ise yayla adı verilen platolarda geçirirlerdi. Nitekim Hazine-i Evrak’ta mevcut 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki yerlere iskanları yetersiz olduÄŸundan, sur dışında bir mahalle kurulması ve oraya bir kapı açılması ve kiliselerin onarılması hakkındaki yazıdan, buraya sürekli deÄŸiÅŸik dinlerden, deÄŸiÅŸik yerlerden insanların gelerek yerleÅŸtikleri anlaşılmaktadır. Antalya ÅŸehri, körfezin ortasında, dik bir kayalığın üzerinde kurulmuÅŸtu. ve mutasarrıflık buradaydı. Üç surla çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı. Bu surların alt bölümlerinde bulunan geniÅŸ çukurlar, Düden Çayı’nın sularıyla dolar ve ÅŸehir, bu su hendekleriyle korunurdu.
XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı’na eÄŸitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiÄŸi 50 okulla sürdürülürdü.M.S. 1207 yılında Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin ı. Keyhüsrev’in bu bölgeyi ele geçirmesiyle Antalya’da Müslüman Türk kültür dönemi baÅŸlar. Günümüze kadar kalan camiler, medreseler ve kütüphaneler bu dönemdeki eÄŸitim ve kültür faaliyetlerinin eseridir.
Antalya’da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60′dan fazla medresenin bulunduÄŸu bilinir. Bugün pek çoÄŸu harap olmuÅŸ bu yapıların içinde 1250 yılında Sleçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı’daki Osmanlılar döneminde Ömer PaÅŸa tarafından yaptırılan medrese, saÄŸlam olarak kalmıştır.
Bugün Akdeniz bölgesinin batısında, Klasik ÇaÄŸ’da “Pamfilya (Pamphylia) adı ile anılan yörede, Köprüsuyu ( Eurymedon) Çayı’nın batı kıyısında ve Antalya ilinin 48 kilometre doÄŸusuna düşen, bugün Balkız Köyü’nün yerinde kurulan önemli bir klasik kenti olan Aspendos (Espendüs: Belkis Harabeleri), klasik çaÄŸ kenti idi. Karain MaÄŸarası paleolitik,mezeolitik, neolitik ve Roma kültür tabakalarını vermekte, Türkiye’de en sürekli yerleÅŸme yeri olarak kabul edilmektedir.
M.Ö. VIII- VII yüzyıllarda Yunanistan’dan DoÄŸu yönüne geliÅŸen göçte, Yunanlılar Pamfilya’ya gelerek, Perge, Aspendo, Side, Silyon gibi ÅŸehirleri kurmuÅŸlardır. Buralarda yapılan arkeolojik araÅŸtırma ve kazılar sonucu, agora, ana caddeler, gymnasion, hamam, kapılar, mezarlıklar, çeÅŸme, stdion, surlar, su yolları, tapınak, tiyatro ve bazilika kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.
Anadolu’da beyliklerin egemen olduÄŸu bir dönemde, 1335-1340 tarihleri arasında Antalya’ya gelen Arap seyyah İbn Battuta Antalya’dan bahsederken şöyle der:
Kent halkı, ırk ve dinlerine göre ayrı ayrı mahallelere yerleşmişler. Hıristiyan tüccarlar Mina adıyla anılan mahallede otururlar. Bu mahallenin çevresini bir sur kuşatmakta ve Cuma vakti geceleri surun kapıları kapatılmaktadır. Rumlar başka bir mahallede kendi başlarına otururlar. Onların bulundukları yer de bir surla çevrili. Yahudilerin de yine kendilerine ait, surla çevrili bir mahallesi vardır. Müslüman ahaliye gelince, bunlar asıl büyük şehirlerde yaşamaktadırlar. Burası bir Cuma mescidi ve medrese ile birçok hamamı, zengin ve tertipli büyük çarşıları ihtiva etmektedir. Şehrin çevresini, yukarıda kaydettiğimiz bütün mahalleleri de içine alan büyük bir sur KUSATIR
Antalya, antik bölgelerden Kilikya’nın batısını, Pamfilya’nın tamamını, Güney Psidya’yı, Isaurla’nın güneydoÄŸu ve Likya’nın doÄŸusunu içine almaktadır. Bu dönemde ErtokuÅŸ Bey Antalya subaşılığına getirildi. Selçuklulara döneminde Venedik gemici ve tacirlerine Antalya’da bazı haklar tanındı.
İtalya, 28 Mart 1919 tarihinde Antalya’yı iÅŸgal ettiler.