Her ne kadar 300.000 yıldan bu yana Dünya 3 kez Buzul Çağı geçirip, toprak kütlesi yer deÄŸiÅŸtirse de; Küçükçekmece‘deki Yarımburgaz maÄŸarasında Neolitik ve Kaltolitik insanlara deÄŸin izler bulunmuÅŸtur. Dudullu‘da Alt Paleolitik ÇaÄŸ, AÄŸaçlı’da Orta Paleolitik ÇaÄŸ ve Üst Paleolitik ÇaÄŸ’da kullanılan aletlere rastlanılmıştır. Ancak, Dünya’nın herhangi bir yerinde bu çaÄŸlara deÄŸin izlere rastlanabilir. YaÅŸadığımız son buzul çağı sonrasındaki izler M.Ö. 5000 yıllarına aittir.M.Ö. 5500 yıllarına ait fikirtepe yazıtlarının bulunması ile kalkolitik çaÄŸda da baÅŸkent olduÄŸu tespit edilmiÅŸtir.
İstanbul’un kent tarihini 4 ana baÅŸlıkta toplayabiliriz. Bunlar; İstanbul’un isminin Byzantium olduÄŸu ikinci yerleÅŸim dönemleri, Konstantin tarafından kurulan Bizans İmparatorluÄŸu‘ndaki Konstantinopolis dönemi, Osmanlı İmparatorluÄŸu dönemi ve Cumhuriyet sonrası dönemi. İstanbul, Roma İmparatorluÄŸu (330-395)’nun, daha sonra Bizans İmparatorluÄŸu (395-1204, 1261-1453) ve Latin İmparatorluÄŸu (1204-1261)’nun, son olarak da Osmanlı İmparatorluÄŸu (1453-1922)’nun baÅŸkenti olmuÅŸtur. Romalılar ve Bizanslılarca baÅŸkentleri Konstantinopolis, Osmanlılarca baÅŸkentleri Stambul, İslambol, Konstantiniyye, Dersaadet v.b. anılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nce ÅŸehir 1930 yılından beri resmi olarak İstanbul diye adlandırılmaktadır.
Bizans Dönemi
Bu dönem M.Ö. 660 ile M.S. 324 yılları arasını kapsar. M.Ö. 667′de Megara halkı; ÅŸehre yerleÅŸtikten sonra; kralı Byzas için, Byzas’ın yeri veya ÅŸehri anlamındaki Bizantium (Byzantium ya da Bizantion - Βυζάντιον) ismini koyar.
Bilinen efsaneye göre Megaralılar Ege Denizi’nde kuzeye doÄŸru yol alır, bu sırada Kral Byzas’a da Delfi kahininden “körün zıttı”‘nda yeni bir ÅŸehir kuracağını söyler. Mageralılar da BoÄŸaziçi’ye ulaÅŸtıktan sonra, koyları gezer ve dönemin Kalkedon’u (Χαλκηδών) günümüzde Kadıköy olan yere ÅŸehrin ilk temellerini kurar.
![]()
Bizantium çizimi
Megaralılar daha sonra Sarayburnu’na da yerleÅŸmiÅŸ; ancak bir çok kez ÅŸehir istilaya uÄŸramıştır. M.Ö. 269′da Bitinyalılar tarafından ele geçirilmiÅŸtir. M.Ö. 202′de Bitinyalılar Makedonların istilasından korkarak; Roma’dan yardım talebinde bulunmuÅŸ ve Roma kültürü yavaşça ÅŸehri etkilemeye baÅŸlamıştır. M.Ö. 146′dan itibaren de Roma İmparatorluÄŸu’nun egemenliÄŸi altına girmiÅŸtir. Åžehir o dönemden itibaren; Bitinya-Pontus eyaletinin içinde olmuÅŸtur.
Roma İmparatoru “Septimus Severus” ÅŸehri, halk Partlıları tuttuÄŸu için M.S. 196′de ÅŸehri istila eder ve ÅŸehir neredeyse tamamen yokolur. (BaÅŸka bir görüşe göre de Severus ÅŸehirdeki tüm yerleÅŸim yerlerini yakmıştır) Severus ÅŸehri oldukça beÄŸendiÄŸi için; ÅŸehri tamamen yeniden kurar. Bu dönemde Roma’da yaÅŸanan sorunlardan dolayı; Roma halkının büyük bir çoÄŸunluÄŸu İstanbul’a göç eder. Bu dönem içerisinde; Roma’dan İstanbul’a gelenler ÅŸehre “Nova Roma” (Yeni Roma) diyecektir; ancak bu isim hiç bir zaman resmiyet kazanmaz.
269 yılında Gotların egemenliÄŸine geçen ÅŸehir; 313′de de Nikomedyalıların eline geçer. Konstantin da Nikomedyalılardan ÅŸehri alır ve Roma İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti olur.
Bizans İmparatorluğu Dönemi
![]()
Konstantinopolis haritası.
Bu dönem 324 - 1453 yılları arasını kapsar. I. Konstantinus ÅŸehri ele geçirip Roma İmparatorluÄŸu’nun baÅŸkenti yaptıktan sonra, ÅŸehir ayrıca Roma’nın doÄŸusunun yönetim merkezi olur. Romalı nüfusu bu dönemde, Romalı soyluların göçü de dahil olmak üzere önemli boyutta arttı. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla ÅŸehir oldukça geniÅŸledi. 100 kiÅŸilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapıldı.
Konstantinus’un döneminde ÅŸehre Nova Roma dese de; 11 Mayıs 330 da ÅŸehrin ismi Konstantinopolis oldu. Döneminde Dünya’nın en büyük katedrali olan Ayasofya‘yı 360′da kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluÄŸu’nun dinini de Hristiyanlık olarak deÄŸiÅŸtirdi. Pagan Roma dinine inanan batı ile ilk kopuÅŸ da bu dönemde baÅŸladı. Her ne kadar; Bizans İmparatorluÄŸu I. Theodosius’un ölümü ile baÅŸlasa da; Bizans İmparatorluÄŸu Konstantinus Hristiyanlığı getirmesine duyduÄŸu saygıdan kendisini hep bir Bizans İmparatoru olarak görmüş; 1453′deki çöküşüne kadar da 10 İmparatorunun daha ismi Konstantinus olmuÅŸtur. Bu dönemde İstanbul’un rolü oldukça stratejiktir; Avrupa ve Asya arasında bir kapı olmuÅŸtur. Bu vesile ile, ticaret, kültür ve diplomasinin yapıldığı bir merkezdir. Bu dönemde ÅŸehrin ismi “Poli” (ÅŸehir) de olmuÅŸtur.
476′da Batı Roma’nın yıkılması sonrasında da; Batı Roma İmparatorluÄŸu’ndaki Romalıların büyük bir çoÄŸunluÄŸu buraya göç etmiÅŸ, ve Bizans İmparatorluÄŸu’nun da baÅŸkenti İstanbul olmuÅŸtur. 543′de nüfusun yarısının ölümüne sebebiyet veren veba salgınından sonra; ÅŸehir İmparator I. Jüstinyen döneminde yeniden inÅŸa edilmiÅŸdir.
700lü yıllarda Sasaniler ve Avarlar’ın saldırısına uÄŸrayan ÅŸehir; 800lü yıllarda Bulgarlar ve Arapların, 900lü yıllarda ise Ruslar ve Bulgarların saldırısına uÄŸramıştır.
Ancak; saldırılar arasında en yıkıcı olanı 1204 yılında olmuÅŸtur. Haçlılar tarafından; 4. Haçlı Seferi’nde 1204 yılında ele geçirilen ÅŸehir yaÄŸmalanmış; halkın büyük bir çoÄŸunluÄŸu ÅŸehirden kaçmış; yoksul ve enkaz içinde bir kente dönüşmüştür. Bunun sebebi Batı Roma’da büyüyen Latinlerin; Katolik Hristiyanlık anlayışı ile Bizans’daki Ortodoks Hristiyanlık inanışı arasındaki farklılıklar ve uyumsuzluklardır. Bu dönem sonrasında, 1261 yılında Palailogos Hanedanından; Michael VIII Palaeologus ÅŸehri tekrar ele geçirmiÅŸ ve Latin’lerin dönemini sona erdirmiÅŸtir.
Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluÄŸu tarafından 1391′den sonra kuÅŸatılmaya baÅŸlamış; en sonunda 29 Mayıs 1453′de Osmanlı İmparatorluÄŸu‘nun himayesine geçmiÅŸtir. İstanbul’un fethi, Dünya tarihinde Orta ÇaÄŸ’ın sonunu simgelemektedir.
Osmanlı Dönemi
- Ana maddeler: Osmanlı İmparatorluÄŸu ve İstanbul’un fethi
![]()
İstanbul’un Fethi
![]()
1895 öncesi çekilmiş, Süleymaniye Camii ve etrafını gösteren bir görüntü.
Bu dönem 1453 - 1923 yılları arasını kapsar. 29 Mayıs 1453′de; Osmanlı İmparatorluÄŸu padiÅŸahı Fatih Sultan Mehmet‘in 53 gün süren kuÅŸatması sonrasında; İstanbul Osmanlı’nın 3′üncü ve son baÅŸkenti olur.
Osmanlının ele geçirmesinden sonra; Topkapı Sarayı ve Kapalı Çarşı’nın da kurulması ardından bir çok okul ve hamam açılır. Dünya’nın ve İmparatorluÄŸun dört bir yanından insanlar İstanbul’a taşınır. Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların beraber yaÅŸadığı kozmopolit bir toplum olur. Bizans döneminden kalan, eski binalar ve surlar onarılır. Fetihten 50 yıl sonra; İstanbul Dünya’nın en büyük ÅŸehirlerinden biri olur. “Küçük Kıyamet” olarak da adlandırılan; 14 Eylül 1509 İstanbul Depremi sonrasında (8 ÅŸiddetinde olduÄŸu ileri sürülmektedir); 45 gün süren artçı sarsıntılarla binlerce bina yıkılır ve bir çok insan yaÅŸamını kaybeder.
1510 yılında; Sultan II. Beyazıd; 80.000 kiÅŸinin çalışmasıyla ÅŸehri yeniden kurar. Günümüzde de varolan eserlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu bu dönemden kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde; mimari ve sanat konularına önem verilir. Mimar Sinan camiler ve diÄŸer binalar kurar. Lale Devri döneminde; Sadrazam NevÅŸehirli Damat İbrahim PaÅŸa 1718 yılından itibaren; itfaiye’yi kurmuÅŸ, ilk matbaayı açmış ve fabrikalar kurmuÅŸtur. 3 Kasım 1839′da ilan edilen Tanzimat Fermanı sonrasında da batılaÅŸma süreci hızlanmış; ve bir çok alanda yenilikler yaÅŸanmıştır.
Haliç’in üzerine köprü; Karaköy’e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulmasıyla modern bir ÅŸehir halini almıştır. 1894 yılında; Üçyüzon Depremi’ni yaÅŸayan İstanbul, tekrar büyük bir zarar görmüş, Birinci Dünya Savaşı‘nın sonlarında 13 Kasım 1918′de İtilaf Devletleri donanmasınca da iÅŸgal edilmiÅŸtir.
29 Ekim 1923′de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla da İstanbul’un 2500 yıldır süren baÅŸkentlik dönemi de sona ermiÅŸtir.
![]()
1890lı yıllarda Galata Kulesi’nden panorama.
Osmanlı ve Bizans kayıtlarında, 1291 Yıldırım Bayezıd döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği Sirkeci’de bir Türk mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav İstanbul’a yerleştirilmiştir. Yani İstanbul’a yerleştirilen ilk yerli Türklerin, bu yöreden giden Manavlar olduğu kaynaklarca da doğrulanmaktadır. Özellikle anadolu yakasındaki türklerin kökeni manavlardır.
Cumhuriyet Dönemi
![]()
Ayasofya ve Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii
Cumhuriyet sonrası 1923-1950 yılları arasında fiziksel atılımlar olmuÅŸtur. 1900′lerin başında 1 milyon olan nüfus, 1927′de 690.000′e düşmüştür, 1935′de 740.000 ve 1945′de tekrar 900.000′e ulaÅŸmıştır. 1950′lerde Balkanlar’dan göç almıştır. Bu dönemde ÅŸehirleÅŸmede gecekondular önplana çıkmaktadır. 1960′larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaÅŸma baÅŸlamıştır. 1970′lerde hızlı nüfus artışı ile konut ve ulaşım sorunları önem kazanmıştır. Bu dönemde otomobil sayısının artması ve sonucunda trafiÄŸin artması BoÄŸaziçi Köprüsü’nün yapılmasında etkili olmuÅŸtur ve ulaşımda önemli bir yere gelmiÅŸtir. İstanbul metropoliten alanı 1970-1975 yılları arasında merkezde 50 kilometre yarıçaplı bir alan iken 1980′de 60 kilometre yarıçapa ulaÅŸmıştır. 1990′ların nüfus artışı, nüfusun dış taraflara yayılması ile sonuçlanmıştır ve sonucunda İETT’nin yetersiz gelmesi ile dolmuÅŸ ve minibüsler bu açığı kapatmaya çalışmışlardır. 70’li yıllarda eski hızı ile olmasa da imar faaliyetleri canlandı. 1973 yılında BoÄŸaziçi Köprüsü açıldı. Çevre yollarıyla birlikte BoÄŸaziçi Köprüsü yeni yerleÅŸim birimlerinin doÄŸmasına ve metropoli kuÅŸatan çevrede yeni rant alanlarının oluÅŸmasına yol açtı.