Milli Mücadeleden Önce Mustafa Kemal’in İzmir’i Ziyaretleri
Mustafa Kemal ilk olarak 1905 Åžubatında İzmir’i görmüştür. Ali Fuat Cebesoy ÅŸunları söylemektedir;
“Mustafa Kemal, ben, Müfit KırÅŸehir ve diÄŸer bazı mümtaz yüzbaşılar İstanbul Limanı’ndan kalkan bir Nemse Vapuruyla Beyrut’a hareket ettik.Ertesi gün öğle üzeri İzmir’e geldik. İzmir’i ilk defa görüyordum üç arkadaÅŸ bir araba tutarak Kordonboyu’nda dolaÅŸtık. Åžehir fevkalade güzeldi. Åžehirdeki gazinolarda orkestralar çalıyordu. Birine girmek istedik fakat; sonra vapuru kaçırmaktan korkarak bundan vazgeçtik,.”
11 Ekim 1925 günü İzmir Belediye Balkonu’ndan halka hitaben yaptığı konuÅŸmada: “Ben İzmir’i ilk gördüğüm gün mektebi terk ederek menfâma (sürgüne) gittiÄŸim gündür. Bu güzel memlekette, menfâma giderken birkaç saat geçirmiÅŸtim. O zaman bu güzel rıhtımı baÅŸtan baÅŸa bize hasmîâi can olan yabancı bir ırkın mensuplarıyla memlû görmüştüm. O zaman hükmetmiÅŸtim ki; İzmir hakiki, asil ve necip Türk İzmirlilerden gitmiÅŸti..”
Mustafa Kemal Eylül 1907 de Selanik’e geçerken İzmir’e uÄŸramıştır ki bu onun ÅŸehre ikinci geliÅŸidir. Üçüncüsü Trablusgarb’a giderken, İzmir’e uÄŸramıştır. 17 Ekim 1911 tarihinde Urla karantinasında içinde bulunduÄŸu Rus vapurundan Selanik’te bulunan Fuat Bulca’ya yazdığı mektuptan anlıyoruz. Bu mektupta ” .Vatanı Kurtarmak için ÅŸimdiye kadar olduÄŸundan ziyade gayret ve fedakarlık zorunludur” demektedir.
Anadolu gazetesinin 9 Eylül 1913 tarihli sayısında, “Mustafa Kemal Bey” baÅŸlıklı yazıda şöyle denilmektedir:
“Bingazi muharebatı esnasında Derne ve Tobruk kumandanlığı vazifesini kemal-i muvaffakiyet ve celadetle ifa edip bilahare Bolayır Ordusu Erkân-ı Harbiye riyasetine tayin buyrulup harekât-ı ahirede (Edirne’nin geri alınması) fevkalade ibraz-î faaliyet eyleyen erkan-ı harb binbaşısı Mustafa Kemal Bey’in bera-yı tedbil’i hava ÅŸehrimizi teÅŸrif eyledikleri istihbar olunmuÅŸtur. Gazetemiz bu muhterem askere beyanı hoÅŸamedi eylemeÄŸi vicdanı bir vazife, telakki eyleriz.”
Anadolu Gazetesinde ki bu haber Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleden önce dördüncü kez İzmir’e geldiÄŸini göstermektedir. Ancak bununla ilgili olarak hiçbir kaynakta bilgi bulunmadığı gibi Atatürk’ün kendisi de bundan söz etmemektedir.
İzmir’in KurtuluÅŸu ve Gazi Mustafa Kemal’in İzmir’e GeliÅŸi
30 AÄŸustos 1922′de Dumlupınar (BaÅŸkomutan) Meydan Muharebesi’nin kazanılması ile Yunan ordusu imha edilmiÅŸtir.
1 Eylül 1922′de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini verir. 9 Eylül 1922′de ordumuz İzmir’i alır. Atatürk İcra Vekilleri Heyeti BaÅŸkanı Rauf (Orbay) Bey’e telgrafta: “Birliklerimiz İzmir doÄŸu sırtlarında düşmanın son direniÅŸini kırdıktan sonra bugün maÄŸlup düşmanla beraber İzmir’imize zaferle girdik. Ben yarın öğleden itibaren İzmir’de bulunacağım”der.
Aynı gün Yunan’ın ateÅŸe verdiÄŸi Kasaba’ya (Turgutlu) varıp burayı ve yanan köyleri geçer. Armutlu’ya gelinir. Burada mola verilir Mustafa Kemal koyu bir güneÅŸ gözlüğü taktığı için tanınmaz. Orada bulunan bir ihtiyar, koynundan bir resim çıkarır, bir kaç kere önce resme, sonra Mustafa Kemal’e bakar. Mustafa Kemal gözlüğünü alnına doÄŸru kaldırınca ihtiyar daha yakına yanaşır ve daha dikkatli bakar. Birdenbire yüzünün rengi deÄŸiÅŸir, her yanı titreyerek, “Bu sensin, bu!”diye bağırır. Sonra orada bulunanlara dönerek, haykıra haykıra “Ey ahali koÅŸun, koÅŸun! Bu odur, Kemalimiz geldi!”der demez bütün halk otomobile koÅŸar. Kadın, erkek, çocuk, yaÅŸlı kimi toprağı, kimi tekerlekleri öpüyor, kimi Mustafa Kemal’in boynuna, eline sarılıyor kimi otomobili omuzlarında taşımaya çalışıyordu.
Mustafa Kemal 9 Eylül 1922 Cumartesi günü karargahı ile Belkahve’ye varır. Bir incir aÄŸacının altında Kadifekale’de ÅŸanlı bayrağımızın dalgalandığı İzmir’i uzun uzun seyreder. Düşman devletlerin karma donanması körfezdedir. Hava kararıncaya kadar burada kalır. Geceyi geçirmek için Nif (KemalpaÅŸa)’ya gelinir. Rüşen EÅŸref Ünaydın anlatır:
“Seni, bir iki basamak merdivenle ilk katına çıkılan, zaten sanırım o ev sadece bir katlı idi, o evin kapısından içeri giriÅŸte, baÅŸları beyaz örtülerle sımsıkı sarılı köy kadınları karşıladılar. ….Yedi sekiz kadın… Gölgeler gibi çekingendirler. Seni o dar giriÅŸte görünce, yerlere doÄŸru eÄŸildiler; sarılıp dizlerinden öptüler; baÅŸ örtülerinin ucu ile ayaklarından tozlar aldılar, bir ikisi o tozları gözlerine sürdüler! Ve onların gözlerinden senin ayakkabılarına yaÅŸlar damladı. Sen onları ağır baÅŸla selamladın. Onlar senin önünde el baÄŸladılar, yaÅŸlı gözlerle sana uzun uzun baktılar. Bu el baÄŸlayışlar, bu susuÅŸlar sana bir sonsuz minneti ve hayranlığı bin sözden ne kadar daha iyi anlatıyordu.”
Atatürk yanında MareÅŸal Fevzi (Çakmak) Garp Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) PaÅŸa Garp Cephesi Kurmay BaÅŸkanı Asım (Gündüz) PaÅŸa ve karargahı ile 10 Eylül 1922 günü İzmir’e girmiÅŸ burada Fahrettin (Altay) PaÅŸa İle buluÅŸarak doÄŸruca Hükümet Konağına gitmiÅŸtir. İzmirliler kurtarıcılarını büyük bir törenle, sevinç ve coÅŸkunlukla karşılamışlardır. İzmir Hükümet Konağı balkonundan, Konak alanını hınca hınç dolduran İzmirlileri, selamlayarak kısa bir konuÅŸma yapar.
“Bu baÅŸarı milletindir” der.
Daha sonraları da yapılan her türlü hamleyi ve başarıyı hiç bir zaman kendine değil, canından çok sevdiği milletine mal etti.
Konak Meydanı’na İzmirli Türklerin büyük kurtarıcılarına armaÄŸanı olan bir açık otomobil getirirler. Otomobilin her yanı kırmızı beyaz kurdelelerle küçük beyaz güllerle süslenmiÅŸtir. Gül bahçesi gibi arabayı beÄŸenerek seyreder. İzmirlilerin inceliÄŸinden duygulanır. Fakat; çiçeklerin arasındaki kuzuyu fark edince, RuÅŸen EÅŸref (Ünaydın) Bey’e dönerek:
“Aman! Çabuk gidin söyleyin; ÅŸu kuzuyu kesmesinler…”
Ruşen Eşref Bey anlatır:
“AÅŸağıya çok hızla koÅŸtum. Fakat; kapını önüne varınca gördüm ki beyaz mermere al kanlar yayılmış, vaktinde yetiÅŸemediÄŸimi arz için başımı ve ellerimi kaldırıp yukarı sana doÄŸru baktım. Gördüm ki balkondan çekilmiÅŸsin ÅŸimdi o anı bir daha hatırladıkça, saldırgan ordusunu yok etmiÅŸ bir Muzaffer BaÅŸkomutanın bir kuzu kanı dökülmesine bakamayacak derecede bir insan yüreÄŸi taşır olduÄŸunu hasretle bir daha anıyorum.”
İzmir’de Düşman Bayrağına Saygı
Aynı gün öğleden sonra bir atın kuyruÄŸuna baÄŸlanmış yerde sürüyen Yunan bayrağını görünce “Bayrağı ters taşıyabilirler fakat; yerde süründürmesinler, bu bizim adetlerimize yakışmaz” diye haber gönderir ve bayrak atın kuyruÄŸundan kaldırılır.
Daha sonra Mustafa Kemal yanına yazar RuÅŸen EÅŸref’i ve yaverlerini alarak otomobiline biner, biri otomobilinin önünde diÄŸeri arkasında yer alan iki kısraklı süvari bölüğünün arasında, Konak Meydanı’ndan Karşıyaka’da onu konuk etmek için hazırlanmış eve gitmek üzere ayrılır.
Karşıyaka’daki kalacağı eve geldiÄŸinde evin mermer taraçasına çıktıktan sonra kapının önüne ipek bir Yunan bayrağı serilmiÅŸtir. Üzerine basılacak bir yol halısı gibi yayılmıştır. Kadın ve erkek orada bulunan İzmirliler:
“Buyurunuz geçiniz…. Bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabancı kral bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmiÅŸti. Siz lütfedin, bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin ÅŸehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir”diye yalvarıyorlardı. Mustafa Kemal yerde serili bayrağın önünde durur, aÄŸlayarak yalvaran kadın ve erkeklere tatlılıkla bakarak;
“O geçmiÅŸte kötü etmiÅŸ. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiÄŸnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem”der. Bayrağı kaldırtır ve bembeyaz mermerlere basarak içeri girer. RuÅŸen EÅŸref Ünaydın “İşte sen İzmir’e ilk gün zaferinle böyle girdin”der.
İzmir Hemşehriliği
İzmirliler Atatürk’e 14 Eylül 1922 tarihinde hemÅŸehrilik teklif ederler ve Atatürk tarafından kabul edilir. Atatürk, 24 Eylül 1922 tarihinde İzmir Muhterem Hamiyetli Ahalisine hitabı ile yazdığı mektupta:
“İzmir Belediye ve Yönetim Meclisleri aracılığı ile bana İzmir HemÅŸehriliÄŸi sanı verildiÄŸini öğrendim. Ülkemizin Akdeniz’e karşı ışığı olan, düşman iÅŸgalinden kurtulması için bütün ülkeyi seve seve yıllarca sıkıntılara sürüklemiÅŸ bulunan İzmir’imizin hemÅŸehrileri arasında sayılmak bana sonsuz bir sevinç ve övünç olmuÅŸtur.
Bundan yaklaşık üç yıl önce İzmir felaketi ile yüreği en büyük üzüntü ve aynı zamanda en güçlü bir inanç kararlılığı ile çarpmış; başladığımız bağımsızlık savaşında bana en güçlü umutları vermiş olan yiğit Erzurum halkı da beni hemşehrileri arasına almakla ödüllendirmiş oluyordu.
Bana ulusal savaşımızın, önemli bir girişiminin başlangıcını anımsatmakta bulunan Erzurum hemşehriliğine, savaşımızın zaferini müjdeleyen İzmir hemşehriliğini ekleyerek, değerli bir ödül vermiş oluyorsunuz.
İzmirli hemÅŸehrilerime sevgi ve baÄŸlılıkla teÅŸekkürlerimi sunarım. İzmir’in acılarını gidermek için genel görevlerimizin verdiÄŸi zorunluluktan baÅŸka özel ve içten bir ilgi ile çalışmak, benim için bir ülkü olacaktır.
Hepinize selam ve sevgi hemÅŸehrilerim”der.
İzmir’in KurtuluÅŸundan Sonra Atatürk’ün İzmir’e GeliÅŸleri
Gazi Mustafa Kemal 10 Eylül 1922′de İzmir’e geldikten sonra 29 Eylül 1922′de İzmir’den ayrılmıştır.
Bu tarihten sonra:
27 Ocak —— 4 Åžubat 1923
10 Åžubat —— 18 Åžubat 1923
27 Temmuz —— 2 AÄŸustos 1923
2 Ocak —— 22 Åžubat 1924
11 Ekim —— 16 Ekim 1925
16 Haziran —— 9 Temmuz 1926
27 Åžubat —— 5 Mart 1930
27 Ocak —— 3 Åžubat 1931
5 Åžubat —— 6 Åžubat 1931
—— 8 Åžubat 1931
31 Ocak —— 4 Åžubat 1933
9 Nisan —— 13 Nisan 1934
22 Haziran —— 24 Haziran 1934
Tarihlerinde İzmir’i ziyaret etmiÅŸtir.