Her sanat eseri onun hammaddesinin en bol bulunduğu yerde üretilir. Halı, kilim ve benzeri dokumalar da bu kaidenin dışında değildir. Bir hayvancılık bölgesi olan, koyun yetiştirilen Kars ve çevresinde de, bu kaideye uygun olarak, yıllar boyu halı, kilim, çerim, zili, sumak ve çiği kilimi gibi çeşitli kirkitli (dokuma tarağı ile sıkıştırılan) dokumalar yapılmıştır.

 

Arkeolojik ve tarihî vesikalara göre dünyanın en eski kavimlerinden olan Türkler, halı, kilim ve benzeri dokumalarında mucitlerdir. Düğümlü halının vatanı Halı Türkistan’dır. AraÅŸtırmalar burada yaÅŸayan kavimlerin, hayvanlarından elde ettikleri yünlerle, hayvan postunu taklit ederek, sunî post elde ettiklerini ortaya koymuÅŸtur. İşte bu sunî post görünüşündeki dokuma ile, halının en iptidaî ÅŸekli orlaya çıkmış ve bu dokuma halının öncüsü olmuÅŸtur.

 

Bu sunî post ilk defa çul dokuma üzerine saçak yönleri düğümlemek suretiyle elde edilmiÅŸ; bu dokuma giderek çeÅŸitli aÅŸamalar geçirmiÅŸ, saçak yün yerine eÄŸrilip bükülmüş iplik kullanılarak, hah meydana gelmiÅŸtir. Halının ilkel örneÄŸi olan suni post görünüşündeki dokumanın ortaya konuluÅŸundan bu yana yüzyıllar geçmesine raÄŸmen, bu dokumanın benzerini ve geliÅŸme safhalarını gösteren örneklerini günümüzde de görmek mümkündür. Bu dokumaya Kars’ta genellikle “geve” denilmekte iken Azerbaycan ve Kağızman’da “hırsek” denilmekledir. Hu dokuma da aynen halı gibi dokunur. Aradaki fark “geve” de tüylü yüzey için boyanmış ve boyanmamış saçak yün, “hah”da ise eÄŸrilip bükülmüş yün iplik kullanılır. Bu dokuma, düğümlü halının yani Türk halıcılığının öncülüğünü temsil eden bir örnek olarak çok önemlidir.

 

Vaktiyle Kars’ın özellikle kırsal kesiminde, yaylakçı ve yerleÅŸik hayatla devamlı dokunmuÅŸ olan bu dokumaya “geve” denilmesinin yanında Kars’la ayrıca bütük halılara da “geve” denilmektedir.

 

Önceleri pek çok dokunmuş olmasına rağmen ne yazık ki bugün ancak eskiden dokunmuş olanlara ender olarak evlerde veya hah dükkanlarında rastlanmaktadır. Bu tür dokumalar artık yapılmamaktadır.

 

Kars’la gevenin yanısıra, dokuma teknikleri ve görüşleri birbirinden çok farklı olan; zili, sumak, kilim, cecim, ve çeÅŸitlen ile çiÄŸi kilimi gibi kirkitli dokumaların hemen hepsi dokunmuÅŸtur.

 

Kars’la çok deÄŸiÅŸik ve geometrik desenli (Resim 3), çeÅŸitli kilimler dokunmuÅŸ, kilimler üzerine ayetler yazılmış, ayrıca kilimler ve halılar üzerinde Göktürk harfleri ve eski Türk damgaları iÅŸlenmiÅŸtir (Resim 4). Vaktiyle Sarıkamış’a baÄŸlı olan Bardız Nahiyesinde kufi yazılı tarihi belge niteliÄŸinde kilimler dokunmuÅŸtur. Bunlardan biride Enver PaÅŸa’ya hediye edilmek üzere dokunmuÅŸ ve bugün Ankara Etnografya Müzesinde bulunan kûfi yazılı Bardız kilimidir. Kilimde 1914- 1918 yılları arasındaki tarihi olaylar, kûfi yazılarla yazılmıştır. Çok ince bir sanat eseri olan bu kilimin ortasında 12 mısralık bir kahramanlık ÅŸiiri yazılıdır (Resim 5).

Kilimin ortasındaki dikdörtgen içindeki şiir şu şekildedir:
Yine çıktı asumana nâm (ü) şanı Türklerin;
Titredi düştü lerze can evine düşmenin,
Kılıcımız Oğuzidir, yetiştir murada,
Binler yaÅŸasun sevgülü Hakan’ı Türklerin.

 

Vatanın mübarek uzvu Kars, (Ardahan),
Battım El uzadup mâderi’ne kılmakta hücum,
Kahramanlar yolu açtı, Türkistan’a gidelim,
Yaşasun şeci ordu, merdâneleri Türklerin.

 

Bugün güzel Bayram içre, Âlem-i İslâmiyan
Terennümde ruhlarımız, Millet oldu kâmbiyâh
Düşmenimiz melûl (mahzun) cümle dostlar şâdüman
Yaşasun muhterem vüzerası, vükelâsı Türklerin

 

 

Bu dokumaya her ne kadar “ÇiÄŸi kilimi” denilirse de dokuma tekniÄŸi kilimden çok farklı, üstten almalı bir dokumadır. Zili gibi dokunur. Ancak, kilim tekniÄŸi ve çiÄŸi tekniÄŸi aynı yaygı üzerinde alternatif olarak yer alır. Bugün artık dokunmayan, örneklerini bile görmek mümkün olmayan ender bir dokumadır. Bu dokumanın bir örneÄŸi Kars Merkez Camiinde bulunmaktadır. EÅŸine ender rastlanan bu dokumanın saçakları 30 - 35 cm uzunluÄŸundadır.

 

Bu dokumanın önemi, artık dokunmayan, örnekleri bulunmayan bir dokuma olmasının yanı sıra, adını, bazı oymakları Anadolu’ya gelip yerleÅŸmiÅŸ bulunan en eski Türk UruÄŸundan (boyundan) almış olmasıdır. Bu da dokumanın, ezelden beri bir Türk dokuması olduÄŸunun delilidir. Çünkü Çik / Çigil / ÇiÄŸil milattan önceler yüzyıllara uzanan Saka yada (İskitlerin) (Skyth / Çikit) öncüleri sayılan ve sonraları, Göktürk ve Karahanlılar da devlet idaresinde önemli yeri olan, en eski ve en kalabalık bir Türk kavminin adıdır.

 

Çözgüyüzlü Cecim

 

literatürde tanıtılmadan kaybolan dokümanınızdan birisidir. Yakın zamana kadar Kars’ta ve çevresinde dokunmuÅŸ olan bu dokuma da bugün artık dokunmaz olmuÅŸtur. DokunuÅŸu oldukça zor olan bu dokumanın örneklerinden at çulu, heybe ve kolanlar ile yaygılar görülmüştür (Çözgüyüzlü dokumanın da teknikleri farklı bir kaç çeÅŸidi vardır.

 

Sumak denilen türün dokunuşu oldukça oyalayıcı olup ve o nispette zarif, güzel ve gösterişlidir. Bu dokuma oldukça zor ve oyalayıcı olduğundan, genelde kız çeyizi için dokunurdu ve her kızın çeyizinde bu dokumadan yapılmış yaygnını yanı sıra, bir kaç farmaş ve sedir yastıkları bulunurdu. Biçilerek sandık biçimini alan farmaş, kız gelin giderken içine çeyizin konulması, sonra içinde misafir yorgan ve yaşlıklarının korunmasında kullanılır, aynı zaman da beşik olarak da kullanılırdı. Ayrıca sıra sıra ve üst üste dizilen, çeşitli örneklerde dokunmuş farmaşlar ve nakışlı çuvallar evi süslerdi. Maalesef bu sanal eserleri de artık dokunmaz olmuş,eskiden dokunanlar da hep yurt dışına gitmiştir. Bu sebeple bugün örneklerini bile bulmak hemen hemen imkansız görünmektedir.

 

Sumakların da farklı tekniklerle dokunan, görünüşleri de ayrı olan çeÅŸitleri vardır (Resim 12 ve 13). Kars Müzesinden farklı bir teknikle dokunmuÅŸ al çulları görülmüştür (Resim 11). ÖrneÄŸin, literatürde “balıksırtı” denilen teknik Kars Çevresinde kayık veya zencir olarak adlandırılır.

 

Kars halıları ve Kars halıcığı

 

Kars halıları çok eski tarihlerden itibaren ün salmıştır. Daha önceki yıllarda Kars halıları, orijinal desenleri ile yurt dışına ve özellikle Almanya’ya ihraç ediliyor ve bu desenler nerede görülürse görülsün “Kars Halısı” olarak tanınıyordu. Kars halısı olarak bilinen halılardan bîr grubu, köylere ve halk arasında “ejderha” desenli olarak adlandırılıyordu Bunlar genelde, sekizgen göllü / madalyonlu halılarda. Sekizgen içindeki örneÄŸi ejderha kafasına benzettikleri için “ejderha gollü halı” demiÅŸlerdir (Resim 14 - 15). Bu halılara sekizgenlerin çevresindeki kıvrımlı desenlerden dolayı “kuyrum-lu” diyenler de vardır.

 

Bu halıların benzerleri yabancı literatürde de yer almıştır. ÖrneÄŸin Gans RUEDIN’in Cavcasian Caurpets, (Ne.w York 1968) adlı eserinde, Kars halıları ile çok yakın benzerlik gösteren ve Lorı Pambak halısı olarak belirttiÄŸi bir halı bulunmaktadır. Üzerinde “1944, KerimoÄŸlu Rahim” yazılıdır RUEDIN’ın Lorı- Pampak Halısı olarak belirttiÄŸi bu halıların Kars halısı ile benzerliÄŸi veya aynı oluÅŸu doÄŸaldır. Çünkü her iki bölgede de (Yukarı Kür - Çoruh Koylarında ve Kars’ta) aynı kökten gelen Borçalı Karapapaklar (Terekemeler) yaÅŸamaktadır. Kerimoj “Azerbaycan halıları, Bakü, 1983, I.evha 77″ eserinde benzer halıyı Kazak grubundan Borçalı halı olarak belirtmiÅŸi ir (Resim 17). Resim 14-17′ye bakınız).