HepsiTR.Com - Türkiye Arşivi

Türkiyenin En Geniş ve Güzel Tanıtım Platformu. İl il, İlçe ilçe Türkiye Turu

Döşemealtı 1934 yılından beri ikamet edilen o yıllarda Kırkgöz-Yeniköy olarak bilinen bir köydü. Kırkgöz ismi günümüzde suyu ile tarımsal alanların sulamasını sağlayan kırk ayrı yerlerden çıkan suyun oluşturduğu bir göldür.

Beldemiz ise bu gölün ismiyle birlikte Kırkgöz-Yeniköy olarak anılmaya başlamıştır. Beldemiz yerleşimi 1934 yılında o zamanın valisi Haşim İşcan tarafından iskan evlerine Kıbrıs’tan 60 kadar Türk vatandaşı olan ailelerin, Korkuteli Kızılcadağ mevkisinden gelen ailelerin ve çevre illerden gelen yörüklerin yerleşmesiyle genişleyen bir köy olmuştur. Aynı yıl içerisinde beldenin merkez ilçeye 18 km uzakta olması eski Antalya Burdur karayolu üzerinde bulunması ve çevre yerleşim birimlerinin yakın olması sebebiyle Yeniköy nahiyesi mülki idari teşkilatı olarak kurulmasına karar verilmiştir. 17 Aralık 1977 yılında tarihi DÖŞEMEALTI Kasabası
DÖŞEMEALTI BELEDİYESİ ünvanını almıştır.
Döşemealtı Belediyesi sınırları olarak;
Doğusu- Başköy, Odabaşı,Kirişciler,Aşağıoba
Batısı Çığlık ve Termessos Devamı İçin Tıklayın »

KARAİN MAĞARASI: Antalya’nın 25 km Kuzey batısında ve Yağca Köyü sınırları içindedir. Türkiye’ nin en büyük mağaraları arasındadır. Ararlarında ince dehlizler bulunan 3 büyük kaya oyuğundan oluşur. Karain Mağarası, ilk kez 1979 yılında Antalya Şehrinin kısa bir süre İtalyan işgali altında kaldığı sırada İtalyan Gaiseppe Maretti tarafından bulunmuştur. Kararin M.Ö 50000- M.Ö.7000 yılları arasında insan topluluklarınca barınma ve yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Burada 1946 yılından bu yana yapılan ve derinliği 20m. Bulan her katmanında insan tarihi ile ilgili çok önemli ipuçları ortaya çıkmıştır, Kabataş çağa ait tüm dünyanın ilgisini çeken buluntular elde edilmiştir. Mağara içi elektrik ışığı ile aydınlatılmış olup turizme açılmıştır.

KOCAİN MAĞARASI: Antalya merkezden 50km kuzeyde Ahırtaş köyünde bulunan Kocain mağarasına Burdur asvaltının 27.km sinden kuzeye sapan yolla gidilmektedir. Mağara henüz turizme açılmamıştır. Devamı İçin Tıklayın »

Yöremizin en ünlü el sanatları ise el dokuma halıcılığı gelmektedir. Döşemealtına halı dokuma sanatı Yörükler tarafından gelmiştir. Bu sebeple döşemealtı halıları göçebe karakterli ve küçük boyutlu eserlerdir. Yörük Kültürünün orijinal dokuma örneklerindendir. Toros dağlarının binbir renkliliği, canlılığı, Yörük kızının gök mavisi kadar geniş hayallerini, yayla suları kadar saf olan coşkunluğunu görmek mümkündür. Döşemealtı Halıları yaklaşık 300 yıldan beri dokunmaktadır. Halıda Hakim olan renkler mavi, kırmızı, beyaz ve yeşildir. Halıların en büyük özelliği kök boyası, hakiki yün, ters düğüm olarak bilinmektedir. Döşemealtı Yöresinde dokunan halı adları ise; 1- Halelli, 2- Toplu, 3- Kocasulu, 4-Dallı, 5-Akrepli, 6- Mihraplı, 7- Terazili ve 8 Yastıktır. Halıların en büyük özelliklerinden diğeri ise eskidikçe değer kazanmasıdır.

Döşemealtı 1934 yılından beri ikamet edilen o yıllarda Kırkgöz-Yeniköy olarak bilinen bir köydü. Kırkgöz ismi günümüzde suyu ve tarımsal alanların sulanmasını sağlayan kırk ayrı yerden çıkan suyun oluşturduğu göldür.

Beldemiz ise bu gölün ismiyle birlikte Kırkgöz – Yeniköy olarak anılmaya başlanmıştır. Beldemiz yerleşimi 1934 yılında o zamanın Korkuteli Kızılcadağ mevkiinden gelen ailelerin yerleşmesi ve daha sonra Beldemize o zamanın Antalya Valisi Haşim İşcan tarafından 60 adet iskan evi yaptırılması ile Toprak Tevzi Kanununa göre 1956 yılında Kıbrıs’tan 60 adet Türk vatandaşı olan ailelerin yerleştirilmesiyle genişleyen bir köy olmuştur.Antalya’ ya 20 km uzaklıkta olup, Antalya –Burdur Karayolu üzerindedir.
1970’li yıllarda Döşemealtı Nahiye Müdürlüğü olması nedeni ile Kepez üstünde bütün köyleri, Duacı, Kirişçiler, Kevşirler, Başköy, Odabaşı, Selimiye, Dereli, Çıplaklı, Kızıllı, Ekşili, Karaveliler, Killik, Camili, Ahırtaş, Bıyıklı, Kömürcüler, Yağca, Çığlık, Nebiler,Y ukarı Karaman (Şimdi Düzlerçamı), Yeşilbayır Dağbeli, Bademağacı, köyleri Döşemealtı Nahiyesine bağlı idi. Merkezi konumunu muhafaza etmesine rağmen 1973 yılında Dağbeli ve Badamağacı Belediyeleri kurulmuştur. Devamı İçin Tıklayın »

İlçe tarihi geçmişi ve coğrafi konumu itibari ile turizm beldesidir. İlçede tarihten kalan Noel Baba Kilisesi, Myra Antik Kenti ve Tiyatrosu, Andreake Antik Kenti, Kaya Mezarları, Simena Antik Kenti turizm için cazibe oluşturmaktadır. Kekova adaları, Batık Kent’in tertemiz denizi ve iklimi ile de beldemiz coğrafi yönden de turizm açısından şanslı bir yerleşim yeridir, ilçenin bütün bu özelliklerine rağmen turizmden yeterli derecede faydalandığı söylenemez. Bunun sebebi ulaşımın zorluğu, konaklama tesislerinin azlığı, bu yüzden hizmet sektörünün gelişmemesidir.

Demre, Antalya körfezinin batısında Teke Yarımadası’nın güneyinde yer alan bir ilçe olup, doğusunda Finike İlçesi, batısında Kaş İlçesi, güneyinde ise Akdeniz ile sınırdır.

Üç tarafı dağlarla çevrili bulunan ilçenin kurulduğu arazi Demre Çayının getirmiş olduğu verimli alivyonlu topraklardan meydana gelmiştir. Akdeniz ikliminin tipik karakteristik özelliklerinin görüldüğü Demre İlçesinde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağmurlu geçer.

İlçenin toplam olarak yüz ölçümü 47.322 hektar olup, tarım arazisi 5.350 hektar, çayır mera 50 hektar, orman arazisi 31.922 hektar, su yüzeyi 300 hektar, tarım dışı arazi ise 9.600 hektardır.

Myra (Demre) her zaman Likya’nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler M.Ö. 3.yy tarihlenir. Fakat şehrin en azından M.Ö. 5.yy da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Sen Pol Roma’ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6.yy da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra’da St. Nicholaus IV. yüzyıl başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur. Bu bakımdan Demre Hıristiyan Dünyasının her bakımdan ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık’ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir. Myra gibi önemli bir şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların bir çoğunu bugün Demre’de göremiyoruz. Likya’nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün ayaktadır ve bu aynı zamanda Likya’nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro tepeye yaslanmıştır. Bugün bile bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır.

 

Devamı İçin Tıklayın »

Alanya, hemen yanı başında yükselen Batı Toroslar diğer tarafta ise Akdeniz ile çevrilmiş bir yarım ada üzerindedir. Toroslarda çam ve sedir ağaçları mevcuttur.Bölge her mevsim yeşildir. Portakal ağaçları, muz bahçelerini onlarıda Yeni Dünya bahçeleri takip eder. Kent çevresi adeta mağaralarla çevrilidir. Karada Dim mağarası, damlataş mağarası; deniz de de korsanlar mağarası ve fosforlu mağaralar insanı cezbeder. Alanya 70 km.lik sahili boyunca denize girlebilen bir yerdir.

Alanya yerlisi yazları yaylaya çıkarlar.Geçmişte keçi kılından çadırlarda kalınırken günümüzde lüks komnutlar yaylada yerlerini almıştır. Alanya’da bir saatlik yolculuktan sonra varılan yaylada kavurucu sıcakların yerini serin ve bol oksijenli hava alır. Bu gün yaylalar Alanyalılar ve turistler için bir nefes alma yerleri haline gelmiştir.