Mezopotamya’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Şanlıurfa, su kaynaklarına yakın olması ve ticaret yolları üzerinde bulunmasından dolayı, tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olmuştur. Kent tarihinin Neolotik (Yontmataş) döneme kadar uzandığı bilinmektedir. Merkeze bağlı Örencik Köyü sınırları içinde yer alan Göbeklitepe’de yapılan kazılarda, M.Ö. 11.500‘lü yıllara ait yerleşim bölgelerine rastlanmıştır.

Sümer, Akkad uygarlıklarına tanık olan Şanlıurfa ve çevresi Hurri-Mitanni, Hitit, Arami, Asur, Pers, Makedonya, Roma ve Bizans gibi uygarlıkların egemenlikleri altında kalmıştır. M.Ö. 331’de Büyük İskender’in istilasıyla birlikte Helen Kültürü ile tanışmış; daha sonra Seleukoslar, Edessa Krallığı ve Roma İmparatorluğu arasında el değiştirmiştir. Uzun yıllar Roma hakimiyetinde kalan Kent, Halife Hz. Ömer zamanında Bizanslılardan alınarak Arap ve İslam topraklarına katılmıştır.

1094 yılında Selçuklu hakimiyetine giren Şanlıurfa, sırasıyla; Latin Haçlı Kontluğu, Eyyübi, Memluk, Türkmen Aşiretleri, Timur Devleti, Akkoyunlular, Dulkadir Beyliği, Safaviler’den sonra Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Şanlıurfa’nın bilinen en eski ismi Aramiler tarafından verilen Urhay idi. M.Ö. 3. yüzyılda, Makedonya Kralı İskender Anadoluya girince, Güneydoğu Anadolu ve Urfa Makedonların eline geçti. Büyük İskender suları bol olan Urfa’yı Makedonya’daki Edessa şehrine benzeterek Urfa’ya “suları bol” anlamına gelen Edessa ismini vermiştir. Urfa adının kaynağına ilişkin bir çok savdan hemen hiçbiri kesinlik kazanmamıştır. Urhai, Ruha, Orhe, Orhai gibi farklı adlar sonunda Urfa’ya dönüşmüştür.

1919 yılında İngilizlerin daha sonra da Fransızların işgaline uğrayan Urfa, 11 Nisan 1920’de işgalden kurtarılmıştır. 1924 yılında il olan Urfa, 1984 yılında TBMM tarafından çıkarılan 3020 Sayılı Yasa ile Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği kahramanlık nedeniyle, “Şanlı” unvanını almıştır.