SİİRTİN tarih millattan once 5000 lere ulaşir.Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.

Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet Çambel ve Robert J. Braidwood baÅŸkanlığında kurulan GüneydoÄŸu Anadolu Tarih Öncesi AraÅŸtırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli’nde yapılan yüzey araÅŸtırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans-İslam ve YakınçaÄŸ’ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk-İslam Kültürü’nın etkisiyle biçimlenmiÅŸtir.

İ.Ö. 3000 ve 2000′lerde GüneydoÄŸu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya’da geliÅŸmiÅŸ bir tarım kültürü, kuzeyde ise DoÄŸu Anadolu’nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaÅŸ geliÅŸen bir kültür vardı. İki kültürün kesiÅŸtiÄŸi yerde bulunan Siirt’te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.

M.Ö. 3000′lerde yöreye egemen olan Hurri’lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu, Asur, Med ve Pers’ler de hakimiyet kurmuÅŸlardı.

Siirt’in içinde bulunduÄŸu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeÅŸitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler, egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. DaÄŸlık alanlarda yaÅŸayan kapalı toplulukların çeÅŸitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150′lerden baÅŸlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları’nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiÅŸtir. Yöreyi etkileyen Roma - Part, Roma - Sasani savaÅŸları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaÅŸması niteliÄŸindeydi. 300′lerde Hristiyanlık yayılmaya baÅŸladığında ZerduÅŸ Dini’ni benimseyen Sasaniler, Yörede Hristiyan kıyımı yapmışlardır.

İslam Uygarlıkları Dönemi

639′da Elcezire’nin fethi için görevlendirilen İyad bin Ganem, Diyarbakır yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt’i de ele geçirmiÅŸtir. Diyarbakır’ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid bin Velid, Hasankeyf Savaşı’nda muzaffer olduktan sonra Siirt’e yürümüş, ÅŸehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek, ÅŸehri teslim etmiÅŸtir. Bundan sonra Siirt HakimliÄŸi’ne, sahabeden HiÅŸam bin Hakem tayin olunmuÅŸtur.

661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt’i de hakimiyet altına almıştır. Emeviler’den sonra hilafet makamını Abbasiler ele geçirmiÅŸtir. 10. yüzyılda dağılan Abbasi egemenliÄŸinin yerine, bölgede Kürt asıllı Mervani hanedanının çeÅŸitli kolları hakim olmuÅŸtur. Siirt, 10. yüzyılın sonralarında yine Bizans’ın egemenliÄŸine girmiÅŸ, Malazgirt Savaşı’ndan kısa bir süre sonra Philaretos adlı Ermeni asıllı bir Bizanslı tekfurun egemenliÄŸinde kalmıştır. Daha sonra Artuklular’ın eline geçerek Türk egemenliÄŸine girmiÅŸtir.

Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir “Harici” merkeziydi. 9. yy’dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Hanefilik, Mervaniler döneminde de Åžafiilik yayılmaya baÅŸlamıştır. Bölgede genel olarak egemen olan mezhep Åžafiilikdir.

Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Dönemi

Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler Anadolu’ya yerleÅŸmeye baÅŸlamış ve çok sayıda bağımsız veya yarı-bağımsız küçük Türk devletçikleri kurulmuÅŸtur. Siirt yöresi, Hasankeyf Artuklular’ının yönetimindeydi. Artuklu beyleri ve askerleri, Alp, İnanç, YaÄŸbu gibi Türk adlarını kullanmalarına ve bazı Türk geleneklerini sürdürmelerine raÄŸmen 12. yüzyılda Arap dilini ve kültürünü benimseyerek AraplaÅŸmışlardır.

Hasankeyf Artukluları’ndan sonra Siirt’e Eyyübiler, Mardin Artukluları, Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuÅŸtur. Åžii olan Safevilerin bölgedeki egemenliÄŸine karşı Yavuz Sultan Selim, bölgedeki Sünni Kürt beylerinin desteÄŸini aramış, Kürt kökenli ünlü alim İdris-i Bitlisi’nin yardımıyla Urmiye Gölü’nden Malatya ve Diyarbakır’a kadar uzanan bölge 1514′te Osmanlı yönetimine geçmiÅŸtir. Bu dönemde Siirt yarı özerk beylerin yönetiminde, aÅŸiret kültürünün egemen olduÄŸu bir yerdir.

19.yy’ın ortalarına kadar devlete olan baÄŸlılıkları sözde kalan Siirt Beyleri’nin devlet otoritesine alınması için bu tarihten sonra bir hayli çaba harcanmıştır. Önce görünüşte Diyarbekir Eyaleti’ne baÄŸlı sancak olan Siirt, 1894 Vilayet Nizamnamesi ile Bitlis Vilayeti’ne baÄŸlı sancak haline getirilmiÅŸ ve bu tarihten itibaren İstanbul’dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiÅŸtir.

19. Yüzyılda Siirt

19. yy. içerisinde Siirt’te meydana gelen en önemli siyasal olay 1894 tarihinde Sason’da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. 8 AÄŸustos 1894′te Sason’un Åženlik Köyü’nde, Kürtlerin birkaç köyü gasbetmesi ile baÅŸlayan olaylar geniÅŸlemiÅŸtir. Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direniÅŸte bulunmak üzere daha önceden anlaÅŸmaları da olayların geniÅŸlemesinde etkili olmuÅŸtur. Ermenilerin baÅŸlattığı bu ayaklanmayı II. Abdülhamid’in görevlendirdiÄŸi VI. Ordu bastırmıştır. 1904′te baÅŸlayan İkinci Sason Ayaklanması da Avrupalı devletlerin müdahalesiyle sona erdirilmiÅŸtir.

1831′de yapılan Osmanlı nüfus sayımı kayıtlarında, XIX.yy’da Siirt yöresinde Hazo (Kozluk)’nun Diyarbakır Eyaleti’ne baÄŸlı bir hükümet (yönetimi babadan oÄŸula geçen yarı-bağımsız beylik) olduÄŸu belirtilmiÅŸtir.

Bugün Siirt’in kazalarından biri olan Åžirvan (Åžirve) ise liva olarak Van Eyaleti içinde yer almaktaydı. 1897 Vilayet Nizamnamesi, Siirt Livası’nın Diyarbekir Vilayeti’ne baÄŸlı olduÄŸunu göstermektedir. Siirt Livası’nın, Merkez kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan’ın eski yerleÅŸme yeri, ÅŸimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.

1877′de Merkez Kaza, Eruh, Åžirvan, Rızyan ve Sason’dan oluÅŸan Siirt Sancağı, Diyarbekir Vilayeti’ne baÄŸlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880′de de korudu. 1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağının Diyarbekir Vilayeti’nden ayrılarak, Bitlis Vilayeti’ne baÄŸlandığını ifade etmektedir.

Eskiden Siirt İli’ne baÄŸlı olan BeÅŸiri Kazası, Diyarbekir Vilayet Merkez Sancağı’na baÄŸlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, MuÅŸ, Genç ve Siirt Sancakları’ndan oluÅŸmaktaydı. Siirt Sancağı’nın ise, Merkez Kaza, Åžirvan, Eruh, Pervari ve Garzan (Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı. 1896 Devlet Salnamesi kayıtlarında daha önce Siirt’e baÄŸlı iken bugün Batman’a baÄŸlı olan Sason Kazası’nın MuÅŸ Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir. Siirt Sancağı 1892-1896′daki yönetsel konumu 1903′te ve 1916′da da korumuÅŸtur. 1918′de Siirt Sancağı’nın yönetsel konumunda yapılan tek deÄŸiÅŸiklik, Şırnak’ın ilave edilmesiyle kaza sayısının 6′ya çıkarılmasıydı.

Milli Mücadele’de Siirt

Siirt, Milli Mücadele Dönemi’nde toprak aÄŸalığı düzeninin ve aÅŸiret iliÅŸkilerinin egemen olduÄŸu tipik bir kasabaydı. Siirt’in, Rus tehlikesini atlattıktan sonra, karşılaÅŸtığı diÄŸer bir tehlike de İngiltere idi. İngilizlere ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt’e gelerek birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmiÅŸti. Siirt, bunun dışında yabancı güçlerin iÅŸgaline uÄŸramamıştır.

II. MeÅŸrutiyet Dönemi’nden itibaren Siirt’ten de milletvekili seçilmeye baÅŸlanmış, ilk olarak Abdulrezzak Efendi, 1908-1912 tarihleri arasında bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla, Nazım Bey (Nisan 1912-AÄŸustos 1912), Åžeyh Nasreddin Efendi (1914-1918) tarihleri arasında görev yapmıştır.

Ardından Siirt’ten Halil Hulki Bey, 12 Ocak 1920′de toplanan Dördüncü Dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Siirt’i temsil etmiÅŸtir.

Anadolu’nun her il ve ilçesinde olduÄŸu gibi Siirt’te de “Müdafaa-i Hukuk DerneÄŸi” kurulmuÅŸ, baÅŸkanlığına da İl’in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN getirilmiÅŸtir. Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye BaÅŸkanı Hamit Bey, İl’in ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim Bey’lerden ibaretti. Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti’ne baÄŸlı bir sancaktı. Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh, Åžirvan ve Şırnak’tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt Merkez kazası idi. Bununla birlikte Siirt’in nüfusunda 1890′lardan itibaren hızlı bir düşüş olmuÅŸ, 60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914′te 30.000 civarına inmiÅŸ, bu düşme I. Dünya Savaşı Dönemi’nde de devam etmiÅŸtir.

Cumhuriyet Döneminde il olan Siirt, 1924′te Beytüşşebap’ın; 1926′da BeÅŸiri ve Sason’un katılmasıyla geniÅŸledi. Ancak Beytüşşebap, 1936′da yeniden il yapılan Hakkari’ye baÄŸlandı. 1938′de Garzan (Åžimdiki ismi Yanarsu) ilçesinin merkezi Mısrıç’a (Bugün Kurtalan) taşındı ve aynı ilçeye baÄŸlı Baykan bucağı ilçe oldu. Aynı yıl Sason’a baÄŸlı bucak olan Hazo, Kozluk adıyla ilçe yapıldı. 1943′te Garzan ilçesinin ve merkezinin adı Kurtalan olarak deÄŸiÅŸtirildi. 1957′de BeÅŸiri’nin bucağı olan İluh, Batman adıyla ilçe yapıldı. 1962′de Pervari ilçesinin Müküs (Åžimdiki ismi Bahçesaray) bucağı, Van’ın GevaÅŸ ilçesine baÄŸlandı. 1990 yılında Siirt’in Batman, BeÅŸiri, Kozluk ve Sason ilçeleri yeni kurulan Batman iline baÄŸlandı. Aynı yıl Siirt’in Şırnak ilçesiyle, Eruh’tan ayrılarak ilçe yapılan Güçlükonak beldesi yeni kurulan Şırnak iline baÄŸlandı ve Merkez ilçeye baÄŸlı Tillo bucağı Aydınlar adıyla ilçe yapıldı.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Siirt

Eski tarihçilerin sözlerine göre, Yezdicert Åžah yapısı eski bir beldedir. Hükümdardan hükümdara intikal edip, sonunda Halife Ömer evladından Abdullah Yezid kavmi elinden fethetmiÅŸtir. 921 tarihinde Diyarbekir Valisi ve I.Selim’in Veziri Bıyıklı Mehmet PaÅŸa’ya Molla İdris’in teklif ve tedbiri ile bu Siirt Han’ı itaat edince, memleket kendisine ebedi olarak bırakılmıştır. Sonra Han’ın sülalesi yok olunca Diyarbekir Bey’i, Sancak Merkezi olmuÅŸtur. Bey’inin 333.883 akçe hası, 7 zeameti, 133 timarı, aleybeyisi ve çaribaÅŸisi vardır. Kanun üzere cebelileriyle 800 asker olur. 500 asker de beyinin var. Diyarbekir Valisi ile memur oldukları sefere giderler.

KomÅŸu Åžehir ve Kaleler

Batısında Diyarbekir Kalesi dört konak mesafededir. Yine batıya yakın Mardin üç konaktır. Yine batı ile güneÅŸ arasında da 2 menzil mesafede Hasankeyf Kalesi vardır. Güneyinde dört merhale bir Cezire Åžehri vardır. DoÄŸusunda Kefere Kasabası bir konak yakınlıktadır. Musul, doÄŸusunda ve Siirt, Musul’un batısındadır.

Siirt’in Yapısı ve Yeri

Bu ÅŸehir içinde ahÅŸap bina az olup, hepsi kargir, güzel kubbelerle yapılmış, mamur ve süslüdürler. Evvela Bey Sarayı çeÅŸitli sofralarla, içi ve dışı nice odalarla baÄŸ ve bahçelerle süslüdür. Bitlis Hanı Abdal Han’ın sözüne göre yapılış tarihi Öksüz Burcu üzerinde olup, Bey’i Zühre-i Türabi’de bulunmuÅŸtur. BuÄŸday ve pirinci, ful ve maşı, kırmızı havucu, tulga aşı çok meÅŸhurdur. Beyaz ekmeÄŸi, levaÅŸe denilen yufkası ve köftesi, çeÅŸitli meyveleri, inciri, battım denilen fıstığı dağı ve taşı süsleyip her tarafa sevk edilir.

Bu ÅŸehri gezip görerek arkadaÅŸlarımızla kuzeye yol alıp, Kefre-i Åžirvan Kasabası’na geldik. Bu da Kefre-i Zaman gibi Kefre-i Åžirvan’dır Halk dilinde “Kefere” derler. Bu yerde Diyarbekir Eyaleti son bulup bu kefre bölgesi, Van Eyaleti dahilinde ve Åžirvan Hakimi idaresinde düz ve geniÅŸ bir arazide baÄŸlı ve bahçeli, akarsulu, mamur cami ve medreseli, han, hamam, çarşı ve pazarlı mamur bir kasabadır.

Buradan yine kuzeye giderek Maden Kasabası’na geldik. Burada maden bol olduÄŸundan, adına Maden Åžehri derler. Kurucusunu bilmiyorum. Bu da Van Eyaleti’nde Åžirvan Bey’i idaresinde olup, hakimi bir aÅŸiret beyidir. BaÄŸlı, bahçeli, cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bunun da ÅŸal ve ÅŸayakı meÅŸhurdur.