TOKAT’IN ESKİ İSİMLERİ

KOMANA (ANTİK BİZANS)
EVDOKSİA, DOKİA
(ANTİK BİZANS)
DOKAT
(ARAP)
KAH-CUN
(İRAN)
DAR ÜN-NUSRET
(SELÇUK)
SOBARU
(MOÄžOL)
DAR ÜN-NASR
(YILDIRIM BEYAZIT,OSMANLI DEVLETİ)
TOKAT
(OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİ)

Tokat,uygarlıkların merkezi olan Anadolu’ da, zengin doÄŸal kaynakları, jeostratejik konumu nedeni ile, beyliklerin, devletlerin ve imparatorlukların yaÅŸama ve fetih alanı olmuÅŸtur. Orta karadeniz daÄŸlarından güneye, Anadolu’nun içlerine doÄŸru, deÄŸiÅŸik rakımlarda dizi dizi yaylalar, ovalar, baÄŸ ve bahçeler içindeki akarsularıyla, Dünyada benzeri az olan bu cennet İlimiz, canlı ve zengin tarihinin izlerini bugün de yaÅŸatmaktadır.

TokatTokat Merkez olmak üzere, Zile’den ReÅŸadiye’ye, Erbaa ve Niksar’dan Artova’ya kadar, ilçe ve köylere yayılmış sayısız tarihi varlıklarımızın pek çoÄŸu, 5000 yıldan bu yana istilalar, savaÅŸlar, depremler ve tahribatlarla yok olmuÅŸ veya yıkılmışlardır. Yer altında kalanlar gün ışığına çıkarılmayı beklerken, günümüze kadar oluÅŸan pek çok anıt eser de yeterince korunamamaktadır. Büyük Atatürk’ün “Misak-ı Milli” diyerek, sınırlarını çizdiÄŸi engin tarihi deÄŸerlerini araÅŸtırmak, ortaya çıkarmak, korumak, yeni kuÅŸaklara ve tüm dünyaya tanıtmak, kültürümüzün, yurt sevgimizin bugünü ve geleceÄŸi için milli görevimizdir.

Büyük Hitit İmparatorluÄŸu batıdan gelen Balkan kavimleri önünde dağılıp güney doÄŸuya göçerken, Balkan asıllı Frig kavimleri, 500 yıl sürecek uygarlıklarını Anadoluda kurmaya baÅŸlarlar. Sonraları. doÄŸudan güçlü Pers, batıdan Büyük İskender istilası Anadoluyu baÅŸtan sona aÅŸar. M.Ö. 4. yüzyıla geldiÄŸimizde, bölgenin eski halkı hatti’ler, Hitit’ler, Hurri’ler Mitanni’ler, Frig’ler zaman içinde yeni kavimlerle kaynaÅŸmış, terk ettikleri kentler üzerine, Pers, Helenistik ve Pontus kentleri kurulmaya baÅŸlanmıştır. Tokat ilindeki Kelkit, YeÅŸilırmak ve Çekerek nehirleri boyunca kurulu Hitit ve Frig yerleÅŸim alanları, M.Ö. 2500-400 arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür yaÅŸamına sahip olmuÅŸtur.

M.Ö. 6. yüzyıl ortalarından, 4. yüzyılın sonuna kadar Pers egemenliÄŸine giren Anadolu’da Tokat ve çevresini yöneten güçlü Satrapları M.Ö. 333 de Büyük İskender’in hızlı ve hırslı istilası ile ÅŸaÅŸkına dönen maÄŸrur Pers kralları teslim olurken, Anadolu’da helenistik çaÄŸ baÅŸlamaktadır. 300 yıl süren ve sanat etkinliklerinin zirveye çıktığı bu dönem daha sonra Roma’ya miras kalacaktır.

M. Ö. 1. yüzyılda küçük Asya fethine gireÅŸen roma imparatorları, batıdan baÅŸlayarak, Anadolu’nun iki önemli yerleÅŸme bölgesi olan, Kayseri Kapadokya’sı ile kuzeyde Tokat’ın (COMANA) merkezi olduÄŸu Pontika Kapadokya’sını ele geçirirler. Ancak yörede güçlü bir devlet kuran Pontus kralları MİTHRİDAT’ lar Roma’ya ÅŸiddetle direnmiÅŸlerdir. M.Ö. 47 de, SEZAR orduları ile Zileye gelir. 5 aat süren savaÅŸ sonunda Pontus kralı 2. PHARNAKES’i yener. “Geldim, gördüm, yendim.” dediÄŸi, tarihe mal olan sözcüklede Zile’deki baÅŸarısını özetler. Tokat (COMANA), Niksar ( NEOCAESAREA), Sulusaray (SEBASTOPOLİS), Zile(ZELA) M.S. 5. yüzyıla kadar birer Roma eyalet ÅŸehri olmuÅŸlardır.

4. Yüzyıl sonunda Roma imparatorluÄŸu yıkılır. DoÄŸuda devam eden yeni Bizans imparatorluÄŸu, Roma devlet düzenine sahip çıkar. Ancak genç Roma kültür ve sanatını hiristiyan dini ile yorumlar, kendine özgü, yepyeni bir uygarlığı tüm Anadoluya yayar. 1000 yıl gibi uzun süren Bizans egemenliÄŸi, hristiyanlığı Anadolu’da himaye etmiÅŸ, kurumlaÅŸtırmıştır. Tokat ve Niksar Pontika Kapadokyası’nın piskoposluk merkezleri olmuÅŸtur.

1071 yılına geldiğimizde, 600 yıldır devam eden Bizans gücünün, Selçuk ve Danışment Türkleri karşısında gerilemeye başladığını görüyoruz.

11. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen 300 yıl, Anadolu’da, birçok devletin kaderini belirleyen, karmaşık ve amansız mücadelelerle doludur. Tarihçiler için en bol kaynağında bu devirde yaratıldığını görüyoruz.

12. yüzyılda, Bizans imparatorluÄŸu giderek güçlenen Türk-İslam devletleri karşısında çökmeye baÅŸlamıştır. Selçuklular doÄŸu ve orta Anadolu’yu, DaniÅŸment’ler merkezi Sivas ve Niksar olan kuzey anadolu’nun iç bölgelerini ele geçirirlerken, kutsal topraklara ulaÅŸmak isteyen Haçlı orduları, dört bir yandan Anadolu’ya çıkarlar. Bizans, Selçuk, DaniÅŸment, Haçlı çatışmaları derken, arkasından MoÄŸol akınları silindir gibi gelerek, Anadolu’ya girerler. Yöremiz dost ve düşmanın karıştığı tam bir savaÅŸ ve güç arenasına döner. Bu arada, Anadolu’da kurulu pek çok küçük hiristiyan krallık ve beylikleri de büyüklerin ayakları altında ölüm-kalım mücadelesi vermektedirler.

13. yüzyıl sonuna kadar sürüp giden ve hareketli dönemde, aynı gün el deÄŸiÅŸtiren kentler, yıkılıp yıkılmış, sabah cami olan yer akÅŸam kilise ertesi sabah tekrar camiye dönüştürülmüştür. Ayaklanmalar, kanlı hanedan ve taht kavgaları, ihanet ve servet çatışmaları ile Anadolu’da yer yerinden oynamıştır.

Bu dönemin en önemli uygarlığı şüphesiz Selçuk Türklerinin Anadolu’da yarattığı hamanist kültür, sanat, bayındırlık, mimarlık ve bilimsel çalışmalardır. Tokat yöresinde hemen yüzyüze geldiÄŸimiz, özü güzellik ve sabır olan bu uygarlık, mücadelerle geçen 2. yüzyıl gibi kısa zamanda Anadolu’nun her yanına yayılabilmiÅŸtir.

13. Yüzyıl, Acımasız MoÄŸol Hanları yüzbinlerce Anadolu insanını kılıçtan geçirmektedirler. İslam-Hiristiyan herkesin can derdine düştüğü bu yıllarda, yıkılmaya baÅŸlayan Selçuklu hanedanını kurtarma çareleri arayan “MUİNEDDİN PERVANE’nin MoÄŸollarla anlaÅŸması, Tokat’tan devleti 15 yıl akıl almaz entrikalarla yönetmesi, Sultan RÜKNEDDİN KILIÇARSLAN’ı boÄŸdurup yerine GIYASETTİN KEYHÜSREV’i geçirmesi, mecalsiz Selçuklu devletinin çöküşü, İlhanlı Hanı OLCAYTON’un doÄŸu Anadolu’yu iÅŸgali, İran MoÄŸollarının, ERTANA beylerinin Tokat ve yöresindeki hakimiyeti, KADI BURHANETTİN dönemi, dirayetsizlik, huzursuzluk ve isyanlar. En önemlisi devletin güçlü zamanından sin hristiyanlar tekrar kent, kale ve köylere dönmektedirler. Ahali sahipsiz, ÅŸaÅŸkın ve korkulu… Burada Evliya Çelebi’den aldığımız ve Tokat ile ilgili HACI BEKTAÅž VELİ’nin kehanetini verelim.

12. yüzyılda Horasandan gelip Söğut’te ErtuÄŸrul ve Osman Bey’e giderken Tokat kalesinin kafirler tarafından yeniden zapt olduÄŸunu görür ve sümbüllü denilen baÄŸda oturarak “İnÅŸallah yakında yıldırım gibi bir er çıkıp Tokat’ı fetheder” diye kehanette bulunur. Sümbül bağında bir halifesini seccade sahibi ederek bırakır. O zat hala “SÜMBÜLLÜ BABA ” adıyla meÅŸhur bir kutup olup orada gömülüdür.

Hacı BektaÅŸ Veli’nin kehaneti 175 yıl sonra doÄŸru çıkar. 1392 de YILDIRIM BEYAZIT Tokat’ı tüm çevresi ile Osmanlı birliÄŸine dahil eder. Yükselme devrinde Selçukluların bıraktığı yerden baÅŸlayan Osmanlılar Tokat’ı önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline getirirler. Günümüzde de kullanılan pek çok tarihi anıt, üç asır süren bu yükselme yıllarında yapılmıştır. Sayısız saray, han, mederese ve zaviyenin yer aldığı Tokat’ta baÅŸta MOLLA LÜTFİ, İBN-İ KEMAL, MOLLA HÜSREV gibi alimler olmak üzere pek çok devlet adamı, sanatçı, bilim adamı, tarihçi, bektaÅŸi ve mevlevi alimleri bu çaÄŸlarda yetiÅŸmiÅŸ, Osmanlı İmparatorluÄŸunun yükselmesinde ve birliÄŸinde önemli katkıları olmuÅŸtur.

17. Yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.

20. Yüzyıl baÅŸlarında Birinci Dünya Savaşının acı günlerini yaÅŸayan Tokat 1920 Sevr anlaÅŸması ile parçalanmış Anadolu’dan arta kalan bir avuç Türk bölgesi içinde kalmıştır.

Tokat Görünüm

Tokat,uygarlıkların merkezi olan Anadolu’ da, zengin doÄŸal kaynakları, jeostratejik konumu nedeni ile, beyliklerin, devletlerin ve imparatorlukların yaÅŸama ve fetih alanı olmuÅŸtur. Antik dönemde “Komana” adını taşıyan ilde bilinen ilk yerleÅŸge Hititler dönemine aittir. Kalkolitik ve ilk tunç çaÄŸlarının ardından kurulan eski Hitit krallığı ve daha sonraki Büyük Hitit İmparatorluÄŸu dönemine ait yerleÅŸim alanları Tokat’ın sulak vadilerine, bereketli ovalarına serpilmiÅŸtir. Görülmeye deÄŸer en önemli merkezlerden biri Zile İlçesinin Yalınyazı yakınındaki Masat Höyük’tür. Büyük Hitit İmparatorluÄŸu’na baÄŸlı federasyonlarda bir be­ye ait bir sarayda ve bu sarayın yamaçlarında, kentin bulunduÄŸu höyükte arkeolojik kazılar yapılmış, çivi yazılı tabletler, tunç ve demir çaÄŸlara ait çeÅŸitli seramik eÅŸyalar bulunmuÅŸtur. Yüksek düzeyde Hitit kültür ve sanatı yaÅŸanan diÄŸer önemli merkezler; Erbaa ilçesinde Horoztepe, J.G.C Anderson’un “Verisa” ve J.Garstang’ın “Zıppalanga” dediÄŸi kutsal Hitit kenti Aktepe (Bolus) Höyüğü, Zile Kalesi’nin bulun­duÄŸu “Anzilia” Höyüğü ile höyük ve kale höyük gibi diÄŸer yerleÅŸim alanları bulunmaktadır. Buralarda arkeolojik kazılar yapılmış, kalkolitik döneme ait eserler bulunmuÅŸtur.

Ege göç kavimleriyle Batı Anadolu’yu istila eden Frigler Tokat yöresindeki Çekerek, Tozanlı, Kelkit Çayı boylarında kurulu Hitit kentlerini iÅŸgal etmiÅŸlerdir. M.Ö. 8 ve 7. yy da yüksek düzeyde bir uygarlık kurmuÅŸlardır. MaÅŸat Höyük’te Frigya dönemine ait yapılar ve çeÅŸitli eÅŸyalar bulunmuÅŸtur.

Karadeniz’den gelen Kimmer akınına dayanamayan Frig kavimlerinin yıkılmasıyla M.Ö. 6. yy’da önce Med, daha sonra da Pers egemenliÄŸine giren Tokat, büyük Kapadokya Satraplığının (Pers Eyalet ValiliÄŸi) içinde kaldı. Persler, Komana’daki MA toplantısına karşı kendi Zerdüşt dinlerini yaymak için Zile’ye dört sütunlu bir Andidis ateÅŸ tapınağı ve kırsal alanlarda pek çok ateÅŸgedeler inÅŸa ettiler. Tokat’ın ekonomik ve stratejik önemini gözeten Persler, baÅŸkentleri Persopolis’ten Ege’de Lidya Krallığının baÅŸkenti Åžart merkezine kadar uzanan Kral Yolu’nu Tokat’tan geçirdiler.

M.Ö. 334 ve 332 de Büyük İskender’in hızlı ve hırslı seferi ile Anadolu’daki Pers egemenliÄŸi son bulmuÅŸ, Helenistik çaÄŸ baÅŸlamıştır. Bu dönem baÅŸlangıcında Pers ve Makedon­yalı soyluların egemenlik çatışmaları sürüp gitmiÅŸ, sonunda Pers kökenli Mithritat önderliÄŸinde Pontus Devleti kurulmuÅŸtur. Giderek güçlenen Pontus Kralları Niksar, Turhal ve Zile’de Gazafilaklia denen güçlü kaleler, Komana ve Erbaa’da da tapınak, saray ve villalar yapmışlardır. Karadeniz kıyılarında güçlenen, zamanla Anadolu’nun büyük bir bölümünü egemenlik içine alan Pontuslar, Anadolu’yu istila eden Roma ordularına karşı uzun yıllar süren amansız direniÅŸ sürdürmüşlerse de M.Ö. l. yy da Roma İmparatorluÄŸuna yenik düşmüşlerdir.

Pontus’un güçlü direniÅŸim kırmak için Roma, en güçlü generallerini Küçük Asya’ya gönderir. Amiral Triarius, Sulla, V.Flaccus, Lucullus ve Pompeius büyük mücadeleler verirler. Nihayet M.Ö. 47 de Julius Caesar Zile, Tokat’ye gelir ve Roma “ya baÅŸkaldıran Pontus asıllı Basforos kralı 2. Pharnake’nin orduları ile AltıaÄŸaç mev­kiinde karşılaşırlar. Her ÅŸey beÅŸ saat içerisinde olup bitmiÅŸ, uzaktan gelerek çok büyük zafer kazanan Sezar “Veni, vidi, vici” (Geldim, gördüm, yendim) diyerek Roma’ya bildirmiÅŸtir.400 yıl süren Roma egemenliÄŸi sırasında Tokat ve yöresinde ticaret, bayındırlık ve ulaşım geliÅŸmiÅŸ, kentler imar edilmiÅŸ, Komana, Niksar, Zile ve Sulusaray’ın önemi artmıştır. Tokat Müzesi’nde Roma dönemine ait birçok eser bulunmaktadır. Niksar’ın Leylek Pınar, Ayvaz, Harmancık, Çanakçı deresi ile Kaleiçi’nde, Zile’nin ören yerlerinde ve Sulusaray ilçesinde Roma dönemine ait birçok kalıntı bulunmuÅŸtur.

Roma döneminde imparatorluk 395 ‘te DoÄŸu ve Batı olarak bölündüğünde Tokat ,DoÄŸu Bizans sınırları içinde kaldı. Bu dönemdeki en önemli geliÅŸme, Hristiyan-Bizans uygarlığının Anadolu’da yayılması, yeni bir kültür ve sanat baÅŸlatmış olmasıdır. Ma ve Anaitis gibi ta­pınakları olan Komana kenti giderek önemini yitirdi. Hristiyan halk Turhal yakınlarındaki Dazimnodis ve Tokat Kalesi’nin bulunduÄŸu Evdoksia’ya göç ettiler. 6-7-8. yy Sasani ve Arap devletleri Bizans’ın en önemli doÄŸu soru­nu oldu. Tokat ve yöresi zaman zaman İstanbul’un fethine giriÅŸen Arap akıncılarının eline geçti. 10 ve 11. yy’da Türkmen ve göç gazaları ile baÅŸlayan Türk-Bizans teması Sultan Alp Arslan’ın 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Bi­zans’ın geri çekilmesine dönüştü. KutalmışoÄŸlu Süleyman Åžah ve Gümüştekin Ahmet Gazi’nin orduları Anadolu’nun büyük bölümünü ele geçirerek bağımsız beylikler kurdular.

Büyük Selçuklu İmparatoru Sultan Melik Åžah’ın komutanlarından Gümüştekin Ahmet Gazi, 1071 Malazgirt Savaşından sonra orduları ile Anadolu’ya geldi. Önce Sivas’ı ve 1095 yılında da Niksar’ı baÅŸkent yaptı. Daha sonra Tokat, Zile, Turhal, Zonusa’yı birliÄŸine kattı. Anadolu Selçuklu Devleti’nden ayrı, bağımsız bir devlet kuran DaniÅŸmendoÄŸulları daha sonra Kayseri ve Malatya’yı da alarak güçlendiler. Güneye inerek Antakya Bohemont PrensliÄŸine, Akdeniz’de de Klikya krallığına son verdiler. Anadolu’nun TürkleÅŸmesinde önemli baÅŸarılan olan Melik Ahmet Gazi, Trabzon-Rum Krallığı ‘na, Haçlı ordularına karşı mücadele vermiÅŸ, kardeÅŸ Türk devleti olan Anadolu Selçukluları ile de zaman zaman çatışmalara girmiÅŸtir.DaniÅŸmend eserlerinin çoÄŸu Niksar ve Tokat’ta bulunmaktadır. DaniÅŸmend oÄŸullarının Tokat yöresindeki egemenliÄŸi Selçuklu Sultanı 2. Kılıçarslan’a kadar sürmüştür.

12. yy ortalarına kadar süren Selçuklu, DaniÅŸmend çekiÅŸmesine son veren 2.Kılçarslan tüm DaniÅŸmend birliÄŸini kendine katar ve 1186 yılında Türklerin feodal devlet anlayışına uyarak ülkesini 11 oÄŸlu arasında paylaÅŸtırır. Tokat, oÄŸullarından Rüknettin Süleyman’a düşer. An­cak kardeÅŸler arası uyuÅŸmazlıkların tehlikeli boyutlara ulaÅŸtığını gören Süleyman Åžah, yeni­den devlet bütünlüğünü saÄŸlar. Anadolu Selçuklu devletinin en önemli ve güçlü zamanı Tokat’ta 6 yıl emirlik yapan Alaettin Keykubat’ın dönemidir. 1220 yılında tahta çıkan Alaettin Keykubat ülke sınırlarını geniÅŸletir. Kentleri imar eder, huzur ve güveni saÄŸlar. 1236 yılında Kayseri’de yediÄŸi av etinden zehirlenip ölen Alaatin Keykubat’ın yerine oÄŸlu 1. Gıyasettin Keyhüsrev tahta geçer. Genç sultanın dirayetsizliÄŸi, emirlerle uyuÅŸamama nedeni ile göç kafileleri ve nihayet önü güçlükle alman Babai ayaklanmaları devleti zayıflatmış ve MoÄŸolların ülkeye girmesini önleyememiÅŸtir. 1243 KösedaÄŸ Savaşı devletin kötü kaderini belirlemiÅŸ ve ülke MoÄŸol baskısı altında kalmıştır. Bu olumsuz geliÅŸmeleri durdurmak için Selçuklu sultanlarıyla MoÄŸol hanları arasında kilit adam olan Pervane Muinettin Süleyman, birliÄŸi sağ­lamak yerine, kiÅŸisel ihtirasları ile olayları daha da çıkmaza sokmuÅŸ, nihayet 13. yy sonlarında Anadolu Selçuklu Devleti İlhanlı MoÄŸollarının egemenliÄŸi altına girmiÅŸtir. Pervane Süleyman iktidarında olan Tokat’ta, bugün Gökmedrese diye anılan çinileri ile ünlü Pervane Külliyesi inÅŸa edilmiÅŸtir.

Cengiz İmparatorluÄŸu parçalandıktan sonra 1256 yılında kurulan İlhanlı Devleti Türk ve İran kültürü altındaydı. Anadolu Selçuklu devletine son veren ve yarım yüzyıla yakın Or­ta ve DoÄŸu Anadolu’ya egemen olan İlhanlılar bölgedeki siyasi ve ekonomik üstünlüklerinin yanı sıra Tokat, Zile ve Niksar’da eserler bırakmışlardır.

İlhanlı Devleti’nin son yıllarında Anadolu valisi TimurtaÅŸ, Mısır’a kaçmış ve yerine yakını Ertana (Eratna) Beyini bırakmıştı. Bir süre sonra 1340 yılında Emir Ertana bölgede bağımsız bir hükümdarlık kurdu. Tokat’ı egemenlik alanı içinde alan ve halkın “Köse Peygamber” diye sevdiÄŸi Emir Ertana 1352 yılında ölünce, emirlerin kavgaları ve ayaklanmaları yönetimi zayıflattı. Parçalanmaya baÅŸlayan Ertana ülkesi Tokat ve Niksar yörelerinde TacettinoÄŸulları, Hacı KutluÅŸah ve diÄŸer beylerin egemenlik çatışmaları ile çökmeye baÅŸladı. Nihayet 2. Ertana hükümdarı Alaattin Ali, kendi döneminde bu huzursuzlukları önlemeye çalışan devlet adamıydı. Kadı Burhanettin büyük mücadeleler sonunda yönetime karşı bağımsızlığını ilan etti. Bu büyük beyliÄŸi Sivas’tan yönetmeye baÅŸlayan Kadı Burhanettin, kendisine bağımlı olmak istemeyen Tokat, Niksar, Zile ve Turhal emirle­ri ile ÅŸiddetli çatışmalara girdi, Tokat’ı sık sık kuÅŸattı ise de baÅŸarılı olamadı. Aynı zamanda ÅŸair olan Kadı Burhanettin, Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt ile savaÅŸtı. 1398′de de Akkoyunlu hükümdarı ile girdiÄŸi savaÅŸta öldürüldü. Kadı Burhanettin ile emirler arasında bitmez tükenmez çatışmalardan usanan Tokal halkı, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bcyazıt’a baÅŸvurarak illerinin Osmanlı birliÄŸine katılmasını istediler.

OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

1392 yılında Osmanlı BeyliÄŸi’ne katılan Tokat’ın adı Dârü’n Nasr olarak deÄŸiÅŸtirilmiş­tir. Bundan kısa bir süre sonra Anadolu’ya giren Timur orduları Tokat kalesini kuÅŸatmış, ancak elde edemeyince kentte büyük tahribat yapmıştır. Fetret Devri dediÄŸimiz dönemde Åžehzade Çelebi Mehmet’in Amasya ve Tokat yörelerinde ayaklanmaları bastırması, Osmanlı Devleti’nde yeniden dirlik ve düzenlik saÄŸlanması ile Tokat 5 yüzyıl süren Osmanlı birliÄŸi içinde kalmıştır.

Timur, Åžah İsmail kuÅŸatmaları, uzun Hasan, Åžah İsmail, Karayazıcı, Celali ve diÄŸer ayaklanmaların yakıp yıktığı Tokat, su taÅŸkınları ve yer sarsıntılarının yaptığı hasara raÄŸmen önemini ve geliÅŸimini yitirmemiÅŸtir. BaÅŸta do­kumacılık, yazmacılık, bakırcılık ve dericilik olmak üzere sanayi ve ticaret geliÅŸmiÅŸ, 14 bü­yük han, birçok camii ve medresenin yanı sıra saraylar, hamamlar, köprüler ve çeÅŸmeler yapılmıştır. Yabancı seyyahların ve Evliya Celebi’nin güzellik ve nimetlerini anlatmakla bitiremedikleri Tokat 1617 yılında Valide Sultanlara Voyvodalık olmuÅŸ, ünlü Osmanlı sultanlarının gelip gördüğü orduları ile konakladığı siyasi, kültürel ve ekonomik bir merkez olmuÅŸtur. Tokat, Sivas BeylerbeyliÄŸi’nin sancak merkezi olarak, Osmanlı İmparatorluÄŸu ‘nda önde gelen kentlerden biri olmuÅŸtur. Gerileme devrinde kervan yollarından uzak kalan ve bir iç kent haline gelen Tokat,’Avrupa’da geliÅŸen sanayi ve teknoloji ile savaÅŸlardan olumsuz etkilenmiÅŸ, giderek bölgeler arası ticaret merkezi olma özelliÄŸini kaybetmiÅŸtir.

1863′te nahiye, 1878′de Mutasarrıflık. 1920′de müstakil Liva olan Tokat, Cumhuriyet’in ilanına kadar kendi kabuÄŸuna çekilmiÅŸtir.

MİLLİ MÜCADELE’DE TOKAT

BilindiÄŸi gibi 19. yüzyılın ikinci yarısında sanayinin geliÅŸmesi, sömürgecilik ve diplomatik iliÅŸkilerin hızlanmasına neden oldu. Bu durum ise aynı zamanda büyük devletler arasında siyasi rekabet, ekonomik çıkar çatışmaları ve anlaÅŸmazlıkları meydana getirdi. Avrupa devletleri, Osmanlı Devleti’ne “Hasta Adam” gözüyle bakıyor ve onu sömürülecek bir devlet; Türk Milleti’ni de idare edilmeye muhtaç bir millet olarak görüyordu.

Osmanlı Devleti’ne gelince; Birinci Dünya Savaşından önce 1911 yılında girdiÄŸi Trablusgarb Savaşı’nda son Afrika topraklarını İta­ya’ya kaptırmış, 1912-1913 yıllarındaki Balkan SavaÅŸları’nda aldığı maÄŸlubiyetle de Rumeli’deki nüfuzunu kaybetmiÅŸtir.

Çanakkale Savaşına raÄŸmen I. Dünya Savaşı’ndan da yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi gibi haysiyet kırıcı bir antlaÅŸmayı imzalamak mecburiyetinde bırakılmıştır.Türk Milleti’ne esaret zinciri vurmaya yönelik mütarekenin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti artık resmen deÄŸilse bile, fiilen yıkılmış sayılmakta idi.Ancak, bütün bu olumsuzluklara raÄŸmen, millet egemenliÄŸine dayalı yeni bir Türk Devle­ti kurma fikri ile yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milleti’nin kurtuluÅŸu yönünde hiç bir zaman ümitsizliÄŸe kapılmadı. O, Türk Milleti’nin vatanı, bağımsızlığı, bayrağı, namusu… gibi kutsal saydığı deÄŸerleri korumada her türlü fedakârlıktan kaçınmayacağını çok iyi biliyordu.

Türk Milleti’ne olan güvenini her fırsatta ifade eden Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkarak KurtuluÅŸ Savaşı yolunda ilk adımı atmış oldu. Samsun’da baÅŸlayan bu yolculuk Kavak, Havza, Amasya ve Tokat istikametinde devam edecek­tir.

Tokat, Birinci Dünya Savaşı sonlarında Sivas vilayetine baÄŸlı bir sancak merkezi durumunda idi. Bu tarihlerde nüfusu yüz bini aÅŸan Tokat Sancağı’nda, Türkler çoÄŸunlukta, Rum ve Ermeniler ise azınlık durumunda idi. Zile, ReÅŸadiye, Niksar ve Erbaa Tokat’a baÄŸlı kazalardı.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı günlerde ve hemen sonrasında Anadolu’da baÅŸ gösteren sıkıntı, şüphesiz Tokat Sancağı halkını da üzmüş ve gelecek hakkında endiÅŸeye düşür­müştür. Bilhassa, Tokat’ta azınlık durumunda olan Rumların, merkezi Samsun olmak üzere Tokat’ı da içine alan bölgede Pontus Devleti kurmak istemeleri, Tokat halkının tedirginliÄŸini daha da artırmakta idi. Bu durum karşısında Tokat’ta yaÅŸayan Müslümanlar tedbir amacı ile 25 Åžubat 1919 tarihinde “Karadeniz Türkleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” Tokat ÅŸubesini kurdular. Bu ÅŸubenin bir ay sonra da merkezi İstanbul’da olan “Vilayeti Åžarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne” baÄŸlandığı bilinmektedir.15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’i iÅŸgal etmeleri Tokat halkı tarafından tepkiyle karşılanır. Tokat ve kazalarında Redd-i İlhak Cemiyetleri kuruldu. Yunan iÅŸgalini protesto etmek amacıyla da 20 Haziran 1919 günü Niksar’da miting yapıldı. Niksar halkı nümayiÅŸ (miting) sonunda alınan kararları “Redd-i İlhak Cemiyeti Reisi Mahir” imzasıyla itilaf Devletleri temsilcileri ile A.B.D. CumhurbaÅŸkanı Wilson’a gönderir. Bu kararlarda “Biz Türk olan her vatan parçasının Türk kalmasını istiyoruz. Siz de buna söz vermiÅŸ idiniz. Åžimdi ise sözünüzde durmadığınızı görüyoruz. Anadolu’ya uzatılacak bir tecavüz bizi öldürmek için uzatılan bir adımdır. İnsaniyet ve adalet namına suikastten vazgeçiniz.” denilmektedir.

Bu arada, 1. Dünya Savaşı’ndan dönen ihtiyat Zabitleri Tokat’ta “İhtiyat Zabitleri Teavün Cemiyeti” adı altında bir cemiyet kurdular. Bu cemiyeti kuranlar hem kendi aralarında yardımlaÅŸmayı saÄŸlamak hem de memleket davalarıyla ilgilenmek amacıyla ortaya çıkmışlardır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin çalışmalarını yeterli görmeyen ihtiyat Zabitleri: “Memleketin derin yaralarını saracak vatanperver adamları göremiyoruz. Kuvvetli bir heyet yoktur ki, Tokat’ı bu hususta tanıtabilsin. Kendilerini idareden aciz adamlar, bu tehlikeli zamanlarda Tokat halkım nasıl yönetecekler?” diyerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İdari Hey eti’ne gençlerin de alınmasını istemiÅŸlerdi. Sonunda istekleri yerine getirilerek gençlerin de Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ne girmeleri saÄŸlanmıştır. Bu durum Tokat’taki mücadele azmine daha da güç kazandırmıştır.

9. Ordu MüfettiÅŸi olarak Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal PaÅŸa, 26/27 Haziran 1919 gecesini Tokat’ta geçirdi ve ertesi sabah Sivas’a hareket etti. Mustafa Kemal Tokat’a geldiÄŸinde Belediye binasında ÅŸehrin ileri gelenleriyle bir toplantı yaparak memleketin durumu hakkında genel bilgi verdikten sonra Milli Mücadele’nin kaçınılmaz olduÄŸu konusunda Tokatlıları ikna etti. Tabii bu arada Mustafa Ke­mal PaÅŸa’nın bazı engellerle karşılaÅŸtığımı belirtmek gerekir. Mesela, Sivas’a hareketi sırasında Sivas Valisi ReÅŸit PaÅŸa, Mustafa Kemal’i tevkif etmesi için özel olarak görevlendirilir. Ancak Mustafa Kemal PaÅŸa, tedbirliliÄŸi ve ince zekâsı sayesinde bu engelleri aÅŸmayı baÅŸarmıştır.

23 Temmuz 1919′da toplanan Erzurum Kongresi’nde vatanın bütünlüğü ve milletin is­tiklâli ile ilgili kararların alındığı bilinmektedir. Bu kongreye Tokat’tan Rıfat (HamamcıoÄŸlu) Bey ile Sabri Efendi (Emekli Askeri Kâtip) katılmışlardır. Rıfat Bey, kongrede yaptığı konuÅŸmada davalarının “Hak ve istiklal” davası olduÄŸunu belirtmiÅŸtir. Sivas Kongresi’ne Tokat’tan temsilci katılmamasına raÄŸmen, Erzurum Kongresi’nde Temsil Heyeti üyeliÄŸine seçilen Bekir Sami Bey’in Tokatlı olmasından dolayı Tokat’ın Sivas Kongresi’nde temsil edilmiÅŸ olduÄŸunu söyleyebiliriz.

Sivas Kongresi sona erdikten hemen sonra Temsil Heyeti, Damat Ferid PaÅŸa hükümetini istifaya zorlamak amacıyla İstanbul ile haberleÅŸmeyi kesme kararı aldı. Alınan bu karara Tokat da aynen uymuÅŸtur. 12 Ocak 1920′de açılan son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Tokat, Ahmet ve Åževki Beyler ile Ömer Fevzi Efendi tarafından temsil edilmiÅŸtir.

İstanbul’un İngilizler tarafından iÅŸgal edilmesi ve İngilizlerin Meclis-i Mebusan’ı basarak bazı Mebusları tutuklayıp sürgüne göndermeleri, diÄŸer illerde olduÄŸu gibi Tokat’ta da nefretle karşılandı. Türk Milleti’ne yapılan bu haksızlıkları protesto etmek için Tokat ve kazalarında mitingler tertip edildi. Ayrıca, bu vahim olayı kınamak amacıyla itilaf Devletleri mümessillerine telgraflar çekildi.

İstanbul’un iÅŸgali ve Mebuslar Meclisi’nin dağıtılmasından sonra artık İstanbul’un dışında yeni bir hükümet kurma fikri iyice kuvvet kazanmaya baÅŸladı. Nihayet, 23 Nisan 1920′de Ankara’da açılan TBMM İstanbul’u tanımadığını ilan etmek suretiyle Türk Milleti’nin kurtarılması görevini üzerine almış oldu. Açılan bu yeni mecliste Tokat’ı temsil eden milletvekilleri ise; Rıfat (HamamcıoÄŸlu) Bey, Hamdi (MütevellioÄŸlu) Bey, Mustafa Vasfi (Süsoy) Bey, Nazım (Eski Harput Valisi) Bey ve İzzet (GençaÄŸaoÄŸlu) Bey’dir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıl­ması kararını tepkiyle karşılayan İstanbul Hü­kümeti, Åžeyhülislam Dürrizade Abdullah Efen­di’ye 11 Nisan 1920′de bir fetva verdirerek bu yolla Kuva-yı Milliye ruhunu yok etmeye çalış­tı. Anadolu’nun her tarafına duyurulan bu fetva bazı bölgelerde etkisini göstererek isyanların çıkmasına sebep oldu. Nitekim, 14 Mayıs 1920 günü Postacı Nazım adında biri, Sivas’ın Yıldızeli kazasına baÄŸlı Kaman köyünde isyan etti. Bu isyana karşı tedbir maksadıyla Tokat’ta 50 kiÅŸilik Kuva-yı Milliye kuruldu. Ayrıca Köprübaşı, Niksar Yolu, Çay, Beybağı ve Erenler ma­hallelerinde dışarıdan gelebilecek bir tehlikeye karşı kuvvet bulunduruldu. Bu arada Niksar ve nahiyelerinden de yardım saÄŸlandı.

9 Mayıs 1920′de Postacı Nazım Yenihan Kaymakamlığı’na gönderdiÄŸi mektupta: “Kavak’ta verilen söze itimadan milletçe muhafaza sükuna karar verilmiÅŸken, 50 kiÅŸilik bir müfrezenin sevk edilmesinden arada itimat kalmadı. İsteklerimize tahriri cevap alamaz isek muhafa­za sükunu mevcut kuvvetimizle ihlâl edeceÄŸiz” diyordu. Bu isyanın bastırılması için Mustafa Kemal, Zile’de bulunan 3. Kolordu Komutanı Sefahattin Bey’i görevlendirdi. Merkezi Amas­ya’da bulunan 5. Kafkas tümeni Komutanı Yarbay Cemil Cahit (Toydemir) 3. Kolordu’dan al­dığı emir üzerine bir tabur askeri Zile yoluyla Artova’ya, bir baÅŸka taburu da Tokat’tan Yıldızeli’ne gönderdi. Ancak, gönderilen bu birlikler asiler karşısında başırılı olamadılar. Bu durumdan iyice cesaret alan asiler Zile’yi iÅŸgal ettiler. Tümen komutanı Yarbay Cemil Cahit, Yıldızeli’nde bulunan askeri birliÄŸin de desteÄŸi ile Zile’ye girdi ve burayı iÅŸgalden kurtardı. Suçlular ve asiler yakalanarak ağır ÅŸekilde cezalandırıldı. Postacı Nazım, Samsun bölgesinde yakalanarak Amasya’ya getirildi ve idam edildi.

Tokat bölgesinde, TBMM kuvvetlerim uÄŸraÅŸtıran bir baÅŸka isyan ise AynacıoÄŸlu Hasan tarafından çıkarılan isyandır. AynacıoÄŸlu çetesi, AkdaÄŸ MaÄŸdeni doÄŸusunda bulunan Ayvalıközü’nde Binbaşı Çolak İbrahim Bey kumanda­sında 2. Kuvva-i Seyyare tarafından dağıtılmasına raÄŸmen AynacıoÄŸlu Hasan, Hükümet kuvvetlerini bir süre uÄŸraÅŸtırdı. Nihayet 1921′de Batı Anadolu’da Yunanlılarla savaÅŸmak ÅŸartı ile teslim oldu.

Bu olayların dışında Tokat ve kazalarında baÅŸka çete olayları da görülmektedir. Bunlar arasında Molla Veli (Artova’nın Çıkrık Köyü), Kürt Bekir (Kazova’nın Munamah Köyü), Koca Molla (Olukalan Köyü), Deli Şükrü (Şıhlar Köyü), Ali ÇavuÅŸ (Fadlı Köyü), İzzet (Erbaa Beldağı Köyü) çeteleri baÅŸta gelmektedir. Bu çetelerden bazılarının Tokat’ta Rum isyanını bastırmasında hükümete yardımcı oldukları da inkâr edilemez.

Anadolu’da Kuva-i Milliye hareketini engellemek ve tamamen ortadan kaldırmak amacıyla İstanbul Hükümeti ‘nin kışkırtmaları sonucunda çıkan isyanlardan baÅŸka bunlardan daha tehlikeli bir durumda olan Rum çeteleri hemen sonra tedhiÅŸ hareketlerine baÅŸladılar. Karadeniz bölgesinde baÅŸlayan Pontusçuluk hareketi. Fener Rum Patrikanesi tarafından kışkırtılıyor ve Yunan hükümetince de destekleniyordu. Merzifon Amerikan Koleji’nde okuyan Rum öğrencileri 1904 yılında gizli Pontus Cemiyeti’ni kurdular. 1908′de de çalışmasını geniÅŸleten Pontus Cemiyeti, “Müdafaa-i MeÅŸruta” ve “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” gibi cemiyetler tarafından destekleniyordu. Bunlardan Müdaiaa-i MeÅŸruta Cemiyeti’nin bir ÅŸubesi de Tokat’ta açıldı. Mondros Mütarekesi’nden sonra iyice azıtan Rumlar, bilhassa Tokat’ın Erbaa, Niksar ve ReÅŸadiye kazalarında faaliyette bulunuyorlardı. Rum çetelerinin bu bölgelerde köyleri bastıkları, ırza geçtikleri, Müslümanları öldürdükleri, evleri yakıp malları gasp ettikleri bilinmektedir.

TBMM hükümeti, 1921′de Rum çeteleri­ne karşı giriÅŸtiÄŸi mücadelede büyük ölçüde ba­şarılı oldu. Tokat temsilcilerinden Rıfat Bey, 18 Mayıs 1922 günü meclise verdiÄŸi önerge ile Dahiliye Vekilinden Pontusçuluk hakkında açıklama yapmasını istedi. Karadeniz’deki Rumların büyük bir kısmı memleketin baÅŸka bölgelerine gönderilmek sureti ile Pontusçuluk hareketi önemli ölçüde çözüme kavuÅŸtu. Böylece Tokat’ta etnik bütünlük saÄŸlanmış oldu.