Mayıs 11, 2008 at 00:56 | Van
- Yazan admin |
KIYI TURİZMİ Van Gölü nedeniyle potansiyel olarak kıyı turizmi imkanı mevcut olmakla birlikte henüz turizm amaçlı düzenli bir kıyı çalışması mevcut değildir.Buna rağmen Ayanıs, Amik, Mollakasım,Çitören ve kısmi olarak ta Güzelkonak sahilleri kıyı turizmi amaçlı doğal haliyle kullanılmaktadır.
KÜLTÜR TURİZMİ
a. İpek Yolu Turizmi
İlimiz tarihi ipek yolu güzergahı içerisindedir. Ancak bu özelliği henüz turizme kazandırılmış değildir.
Devamı İçin Tıklayın »
Mayıs 11, 2008 at 00:50 | Van
- Yazan admin |
->
ERKEKLERDE;
Evliya Çelebi, Vanlıların çuha, şalvar, serhadin, çekmen ve samur giydiklerini, bellerine alaca kuşak bağladıklarını ve kuşaklarına hançer taktıklarını, başlarına fes giydiklerini kaydetmektedir. Van�da giyimler maddi durum ve içtimai seviyeye göre değişir. Halk, Van�a has şekilde şalvar giyer. Şalvarlar genellikle mavi çuhadan ağzı diz hizasından daha yukarıda olup, paçaları pantolon paçası gibi ne fazla dar ne fazla geniştir. Şalvarın beli bağlı, cep kenarları ve paçaların dışa bakan tarafları işlemelidir. Günlük kullanılan şalvarların rengi bazen koyu gri, kahverengi ve siyahtır, aynı zamanda işlemesizdir. Üstten işlik giyilir. İşlik�in önü ilik düğmeli, kol ağızları ince manşetli yakası işlik yakadır. İşliğin üzerinden sırtı ve önleri işlemeli cepken ya da yelek giyilir. Bele beyaz veya alaca renkli kuşak bağlanır. Gümüş savatlı tütün tabakası kuşağın arasında muhafaza edilir. Köstek de kıyafeti tamamlama unsuru olarak takılır. Başta fes, fesin üzerinde ahmediye (beyaz ipekli şal) bağlanır. Ayağa, elde örülmüş desenli yün çorap ve poçikli papuç giyilir. Devamı İçin Tıklayın »
Mayıs 11, 2008 at 00:48 | Van
- Yazan admin |
1534-35 yillarinda gerçeklestirilen Iran Seferi sirasinda Bagdat, Tebriz ve Van gibi önemli merkezler Osmanli idaresine girmistir. Ancak Osmanli Devleti’nin Macar Krali Ferdinand ile baslayan mücadelesi nedeniyle kuvvetlerin Rumeli’ye kaydirilmasi sonucu, fethedilen yerlerden bazilari tekrar Safevi’lerin idaresine geçmistir.
Kanuni Sultan Süleyman idaresindeki Osmanli ordusu 29 Mart 1548 tarihinde Istanbul’dan hareket ederek Iran üzerine yürümüstür. Erzurum üzerinden Adilcevaz’a varildiginda Ulama Pasa ve Karaman Beylerbeyi Piri Pasa Van Kalesi’ni kusatmak üzere oraya görevlendirilmislerdir.
15 Agustos 1548′de padisahin otagi Van Ovasi’na kurulmus ve Sadrazam Rüstem Pasa’ya Van Ka¬lesi’nin fethine baslamasi buyrugu verilmistir. Devamı İçin Tıklayın »
Mayıs 11, 2008 at 00:41 | Van
- Yazan admin |
Van isminin nereden geldiği ve kaynaği konusu henüz tam olarak açikliğa kavusmamis olmasina rağmen konuyla ilgili bazi önemli görüsler söyledir:
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Büyük Iskender’in, Van Kalesi’ndeki Vank adli bir mabedin adini sehre verdiğini belirtmektedir.
Baska bir rivayete göre, Van pek eski bir sehir olup, M.Ö. 1900′lerde Asur Melikesi Meshure Sah Meryem (Semiramis) adina izafeten Sahmerimekerd seklinde adlandirilmistir. Daha sonra Küyanyâ’nin son devrinde Van adindaki valinin sehri genisletip güzellestirmesi nedeniyle bu idareciden itibaren sehir Van olarak anilmistir.
Van adinin kaynaği konusunda akla en yatkin ve bilimsel görüs Urartuca Biane veya Viane’den çikmis olduğudur. Tarihi kaynaklarin bütününde, Urartular kendilerine Bianili demislerdir. Urartular’in yükselme devrinde Biate adi altinda bir çok sehir ve insan topluluğu Van bölgesine toplanmistir.

Mayıs 11, 2008 at 00:39 | Van
- Yazan admin |
Şehir, ortalama yüksekliği 1700 m civarında olan Van Ovasında kurulmuştur. Ovanın kenar kısımlarına doğru yükseklik 1800 m’yi bulur. Van Ovası’nın doğu kenarında yüksekliği 3204 m olan Erek Dağı dik bir duvar gibi yükselir. Bu kütle, ovanın doğusunu tamamıyla kapatır. Ovanın kuzeyinde Şahbağı (1968 m), kuzey-doğusunda ise Musakent tepesi (2407 m) bulunur. Ovanın içinde belirgin tepeler: Toprakkale Tepesi ve Van Kalesidir.
Devamı İçin Tıklayın »
Mayıs 11, 2008 at 00:34 | Van
- Yazan admin |
Büyükşehir hayatından bir zaman için ayrılıp Anadolu’ya giden bir gözlemcinin ilk fark edeceği şey, buralardaki hızlı değişim ve dinamizmdir. Oysa Türkiye’de, genelde büyükşehirler değişimin, dinamizmin hızlı ekonomik kalkınmanın, refahın ve her türlü medeni imkanların bulunduğu merkezler olarak gösterilmiştir. Buna karşılık taşra veya Anadolu ise tutuculuğun, durgunluğun, yoksulluğun ve gayri medeni hayatın simgesi olarak algılanmıştır.
Devamı İçin Tıklayın »