Åžehir, ortalama yüksekliÄŸi 1700 m civarında olan Van Ovasında kurulmuÅŸtur. Ovanın kenar kısımlarına doÄŸru yükseklik 1800 m’yi bulur. Van Ovası’nın doÄŸu kenarında yüksekliÄŸi 3204 m olan Erek Dağı dik bir duvar gibi yükselir. Bu kütle, ovanın doÄŸusunu tamamıyla kapatır. Ovanın kuzeyinde Åžahbağı (1968 m), kuzey-doÄŸusunda ise Musakent tepesi (2407 m) bulunur. Ovanın içinde belirgin tepeler: Toprakkale Tepesi ve Van Kalesidir.
|
Van Ovası, doÄŸudan batıya, Van Gölü’ne doÄŸru hafif eÄŸimlidir. Bu durum drenaj açısından olumludur. Bu eÄŸim sayesinde tarihi kerhizlerin (toprak altı su kanalları) yapımı mümkün olmuÅŸtur. Nitekim, kerhizlerin baÅŸlangıç noktaları Van ÅŸehrinin doÄŸu ve güney doÄŸusundadır. Yer altı suları kerhizlere kanalize olarak meyle uygun akar ve Van ÅŸehri içinde yüzeye çıkarlar. Kerhizlerin yüzeye çıktıkları nokta, baÅŸlangıç noktasından daha alçaktır. DeÄŸiÅŸen ÅŸehirde, bu kerhizlerin amacına uygun kullanımı gittikçe azalmaktadır.
CUMHURİYET ÖNCESİ KENT DOKUSU
M. Ö. 855 yıllarında Van Gölü kıyısında kurulmuş olan Van şehri; tarihi, askeri ve stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra zaman zaman da önemli uygarlıkların kesişme noktası olmuştur.
Asur kaynaklarında dahi Van, bahçeleriyle süslü, ağaçlı bir yer olarak belirtilmiştir. XIX. yüzyılın sonlarında Van, bağlar ve bahçeler arasında seyrek dokulu bir yerleşim birimi özelliğine sahipti. Aşağı Şehir olarak nitelendirilen surlu kesim, Van şehrinin iş ve ticaret merkezini oluşturuyordu. Burada ticarethaneler, resmi daireler, camiler yer alırdı. Şehrin ikinci kısmını oluşturan ve surlu kesimin üstünde yer alan Yukarı Şehir ise, bahçeleri bol, güzel meyveleri ve zengin şarap üretimi ile ünlüydü. Bu bahçeler çaylarla ve Urartular döneminden kalan kanallarla sulanırdı. Şehrin bu bölümü daha çok ikametgâhlara ayrılmıştır. Bahçeler arasından girilip ana caddeye ulaşılınca yerleşme grupları seçilirdi. Van valisinin ve diğer idarecilerin özel malikaneleri, zengin Ermeni tüccarlarının evleri bu bölgedeydi. Amerikan misyonu, Dominik Fransız misyonu, Rus, İran, ve İngiliz konsoloslukları ve Gregoryan mezhebinin önemli kiliseleri ile bazı ülkelerin okulları da bahçeli kesimde yer almaktaydı. Şehirde Amerikan okulları gibi değişik ülke okul ve konsolosluklarının bulunması, sosyo-kültürel açıdan olduğu gibi şehirleşmenin seyrine de önemli bir katkıda bulunmuştu.
1895-1917 yılları arasındaki Ermeni ayaklanmaları, 1917′deki Rus iÅŸgali nedeniyle ÅŸehrin canlılığını ve kültürünü elinde bulunduran kesimin önemli bir kısmı ya göç etti ya da savaÅŸlarda öldü. Bu durum ÅŸehrin kültür birikimi ve yaÅŸam tarzı üzerinde oldukça vahim sonuçlar ortaya çıkardı. Åžehrin, geliÅŸmesi için gerekli kültürel birikimini kaybetmesi, bitmek tükenmeyen savaÅŸlar, yeni çizilen siyasi sınırların ticaret hayatına getirdiÄŸi yasaklar, ÅŸehir halkının tarım ve el sanatlarına dayalı olan zayıf ekonomisi; kentin, uzun süre kendi içine kapalı kalmasına, zayıflamasına ve büyük ÅŸehirlere göç veren bir il halini almasına sebep oldu.
CUMHURİYETTEN SONRA KENT DOKUSU
Cumhuriyet döneminde Anadolu’nun belirli bölgelerinde sanayileÅŸme ile birlikte ÅŸehirleÅŸmenin de baÅŸladığını görüyoruz. Modernizmin bu etkileri Anadolu’nun her yerinde aynı zamanda görülmemiÅŸtir. Van ilinde modern anlamda ÅŸehirleÅŸme son 20 yıl içinde deÄŸiÅŸik sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı hızlı bir döneme girdi. Son 15 yıldır bölgedeki olaÄŸanüstü durumdan ötürü ÅŸehre doÄŸru göç hızlanmış ve ÅŸehirdeki geliÅŸme giderek plansız yapılaÅŸmaya ve gecekondulaÅŸmaya yönelmiÅŸtir. Åžehrin bir yanında modern kentlere özgü yapılar ve yaÅŸantı biçimleri gözlenirken, diÄŸer yanda ise bölgenin en geliÅŸmemiÅŸ köyünde bile görülmeyecek sefaletler bulunmaktadır.
İlde 1980′lere kadar toprak evler yoÄŸun bir ÅŸekilde bulunurdu ve apartman tipi beton evlerin oranı çok azdı. 1980′lerin ortasından sonra yapı kooperatiflerinin kurulmalarıyla kentte hızlı bir yapılaÅŸma baÅŸladı, günümüzde de bu yapılaÅŸma geliÅŸerek devam etmektedir. Kent merkezinin hızlı geliÅŸimi, yakın çevrede bulunan yeÅŸil alanların azalmasına ve bir kısmının da tamamen yok olmasına neden olmuÅŸtur. Bu süreç içinde ÅŸehrin eski yerleÅŸim alanlarında bulunan ve ÅŸehrin kimliÄŸinde önemli bir yeri olan yeÅŸil alanlar ve büyük bahçeli eski evler korunamadığı gibi, var olan yeÅŸil alanlar küçülmekte veya tamamen yok olmaktadır. YeÅŸil alanların gerek miktarı ve gerekse kent dokusu içindeki dağılımı ihtiyacı karşılayacak düzeyde deÄŸildir.
Şehir, Cumhuriyet döneminde bahçelik kısımda yeniden kuruldu ve bu kesim zamanla yeni bir kimliğe büründü. Şehrin yeni merkezi, yeni kurulan Cumhuriyet Caddesi ve çevresi oldu. Cumhuriyet Caddesi, İskele Caddesi, K. Karabekir Caddesi, ve İpek Yolu civarındaki nüfus, kentin diğer kesimlerine oranla çok daha yoğundur. Eski yerleşim alanı olan Van Kalesi çevresindeki surlar içindeki kesim ise ölü bir şehir haline geldi.
Van’ın iÅŸ merkezleri, Cumhuriyet Caddesi etrafında yoÄŸunlaÅŸmıştır. Çok katlı yapılaÅŸma son yıllarda kamu binaları ile baÅŸlamış olup, araç ve yaya trafiÄŸi açısından sıkıntılara sebebiyet vermektedir.
Son yıllarda İpek Yolu’nun doÄŸu kısmı ve İkinisan Caddesi’nin kuzeyi arasında kalan bölgede yoÄŸun yapılaÅŸma ve kooperatifleÅŸme görülmektedir. Selimbey, Åžamranaltı, Åžabaniye, Mithat Bey mahallelerinde eski kent dokusu halen devam etmekte olup konutlar genellikle büyük bahçeler içinde bulunmaktadır. Hacıbekir, Sıhke, Åžabaniye, İstasyon, Fatih Mahalleleri civarı ise gecekondulaÅŸmanın en yoÄŸun olduÄŸu yerleÅŸim alanları olarak görülmektedir.
KENTİN YAPILANMASI VE YEŞİL ALAN OLUŞUMU
Son yıllarda, insanlığın karşı karşıya kaldığı köklü değişimlerinin etkisiyle, fiziksel çevre ve özellikle kentleşmede yoğun değişimler yaşandı. Plansız ve bilinçsiz yapılaşma, hızlı ve hazırlıksız kentleşme, açık-yeşil alanların aleyhine işleyen bir süreci beraberinde getirdi. Kentte artan hayat temposu, göçün getirdiği heterojen nüfus dağılımı ve buna paralel artan nüfus, şehirleşmeyi -özellikle açık-yeşil alanlar açısından- son derece sağlıksız bir yapıya büründürdü. Bu olumsuzluğun sonucu olarak kent içi yeşil alanlar giderek azalmış ve sonuçta insanın sağlıklı yaşamasına elverişsiz -özellikle doğal kaynaklar bakımından yetersiz- bir şehirleşme modeli ortaya çıkmıştır.
YeÅŸil alanlar, bir süre için de olsa kiÅŸiyi kentin gürültüsünden uzaklaÅŸtırıp, insanın yaÅŸama sevinci duyabileceÄŸi ortamlardır. Van ÅŸehir merkezinde deÄŸiÅŸik yollarla gelmiÅŸ ve yeÅŸil alan düzenlenmesinde önemli bir yer tutan çalı ve aÄŸaçların halk tarafından yeterince tanınmaması ve bu aÄŸaçlarla halk arasında ünsiyet kurulmaması sonucunda, insanlarla doÄŸa arasındaki baÄŸ zayıflamıştır. Bu da var olan büyük bahçelerin gerekli olan bakımlarının yapılmaması sonucunda, kurumalarına veya zayıflamalarına neden olmuÅŸtur. Åžehrin yeÅŸil dokusu tarihten gelen ve “Dünyada Van Ahrette İman” olarak da deyimleÅŸen güzelliÄŸi büyük ölçüde yitirilmeye baÅŸlanmıştır.
|
|
KENTLEŞMENİN GETİRDİĞİ ALTYAPI PROBLEMLERİ
Kentte kanalizasyon sisteminin kurulduğu eski yerleşim yerlerinde yer altı su kirliliği olması beklenmemektedir. Bu bölgelerdeki yer altı suları sulama amacıyla kullanılabilir. Fakat, göç nedeniyle yeni kurulan Erek Mahallesi gibi yeni yerleşim birimlerinde atık sular fosseptik çukurlarının ya da yaygın bir şekilde açıkta akıtılması nedeniyle, yer altı sularının kirletilmesi ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu açıdan yer altı sularının insan sağlığı açısından kullanılması tehlikelidir. Kentin, Van Gölü kıyılarına yakın olan İskele Mahallesi gibi yerleşim birimlerinde son yıllarda yükselen su seviyesi, sodalı göl sularının yer altı sularına karışma ihtimalini artırmaktadır. Bu yüzden bu suları sulama suyu olarak kullanmak sakıncalı bir hale gelmiştir.
Kentte Van Merkez, Muradiye ve Erciş, Başkale İlçelerinde kanalizasyon sistemi bulunmaktadır. Bunlardan Van Merkez, Muradiye ve Erciş Belediye Başkanlıklarına ait atıksu arıtma tesisi bulunmaktadır. Ancak sözkonusu kanalizasyon sistemlerinin yaklaşık %70-80 i tamamlanmış olup, sorunun çözümüne yeterli cevap olmamaktadır.
Van Ovası’nı kateden önemli bir akarsu yoktur. BaÅŸlıca akarsu, Turna Gölü (KeÅŸiÅŸ Gölü) Barajının sularını boÅŸaltan DeÄŸirmendere’dir. DeÄŸirmendere, kuzey-doÄŸudan ovaya girer ve ovanın kuzey kenarını izleyerek İskele Mahallesi’nden Van Gölü’ne karışır. Ova içindeki yatağı, Akköprü çayını alır. DiÄŸer akarsu, Dani (Gölardı) Göletinden çıkıp, kuzeyindeki Erek Dağı ve güneydeki daÄŸlarından yan kolları olarak güneydoÄŸudan ovaya giren deredir. Bu dere, geçtiÄŸi yerlerde sulama suyu olarak kullanıldığından aÅŸağı kesimlerde kaybolur. Van Ovası’nın doÄŸusundaki Erek Dağı’ndan kaynağını alan küçük bir dere olan Zernebat Suyu, Van ÅŸehri’nin içme suyunu temin etmede kullanılır. Bu üç akarsu ve çevreden gelen mevsimlik dereler taşıdıkları materyal ile Van Ovası’ndaki alüvyon birikiminde günümüzde de etkili olmaktadır. Son yıllarda kentin geliÅŸmesine paralel olarak, alt yapı geliÅŸmediÄŸinden derelerin etrafında geliÅŸen mahallelerdeki evlerin pis suları ve bir kısım çöpleri dere yataklarına deÅŸarj edilmektedir. Bu da özellikle yaz aylarında pis kokuya ve sineÄŸe neden olmaktadır.


